|

6/2/2007 - gitmenin psikolojisi-recai yahyaoğlu

Gitmenin Psikolojisi
Nesil Yayınları
Dr. Recai Yahyaoğlu
Gitmek, uzaktaki sesin gizemine kapılmaktır. Gitmek, kendini başkalarından sakınmaktır. Gitmek, sadece terk etmek değildir. Aynı zamanda terk edilmektir. Gitmek, dere iken nehre dökülme, nehir olunca denize kavuşma ve oradan da okyanusa açılma isteğidir. Gitmek, fani alemde baki kalmak için hoş bir seda bırakma telaşını gizliden gizliye yaşamaktır. Gitmek, hüküm giymektir. Gitmek ayrılmaktır… Sevgiliden, köyden, ülkeden, dünyadan… İnsan ayrılarak gidişin tadını aldığında yaşamın gerçek anlam boyutunu kavramaya başlamış demektir. Gitmenin anlamı ve psikolojisi üzerine yazılmış, insan ruhuna dokunan çarpıcı bir eser…
“Gitmek; aslında sınırlı göz menzilinden kurtulup sınırsız ruh menziline firar etmektir...” Dr.R.Yahyaoğlu
Ruha dokunan yeni bir kitap…
GİTMENİN PSİKOLOJİSİ GİTTİĞİNDE KOKUN VE RUHUN KALIR GERİDE…
S. Berksoy
Gitme eylemi hepimizin hayatı içinde yaşadığı bir eylemdir.Genellikle sanatçı ruhlu insanlar gitme eylemi hakkında şiirler ve şarkı sözleri yazmışlardır.
Günlük hayatımızı sürdürürken arabamızda, iş yerimizde ve hemen hemen her yerde dinlemiş olduğumuz şarkı sözlerinde bu eylem çok geçer…Bir çok insan gitme eyleminin insan hayatındaki önemine dair pek kafa yormamıştır.Evet hepimiz bu hayat yolculuğunda bir yerlerden kalkıp bir yerlere gidiyoruz işte diyerek bayağı ve alelade bir eylem olarak da görenlerimiz olabilir…Bu tarz basit yaklaşımlarda bulunanların ruhsal boyutta ne kadar da cılız bir yaşam sürdürdüklerini çoğumuz aslında biliriz..
Gitmenin Psikolojisi adlı eserde yazar gitme eyleminin tanımını yapıyor ve gitme eyleminin anlamı nedir? diyerek bir başlık adı altında bu eylemin çok farklı anlamlarını irdeliyor.Burada yapılan değerlendirmeler çok orijinal.
Okuduğunuzda bu sıra dışı değerlendirmeler neticesinde insanın ne kadar da farklı neden ve düşüncelerden dolayı bu eylemi yaşayabileceğini fark ediyorsunuz…Tüm bunlar derin anlamların ve yaşanmış gerçeklerinde bir yansıması aynı zamanda…Yaşanmamış gerçeği az olanlar bile okuduğunda kendi ruh dünyalarının ne kadar kapsamlı değerlendirme ve yorumlara açık olduğunu rahatlıkla fark edebilecek kadar da sade bir anlatım sunuyor…Bu anlatımlar şiirsel bir dille ifade ediliyor…Okurken sanki düz yazı halinde yazılmış şiir okuduğunuzu hissetmeye başlıyorsunuz…
Çarpıcı ifadeler o kadar çok ki…Bunlardan sadece bir kaçını almak bütünü izah etmekten çok uzak olacaktır…
“Gitme eyleminin anlamı nedir?
Gitme eyleminden önce düşünme aşamamız vardır.Bazen hiç düşünmeden aniden alınan bir karar sonrasında gideriz.Her nasılsa fark etmez.Tüm gidişlerimiz sancılıdır.Bu sancıyı bilerek yada bilmeksizin gideriz.Güle oynaya gideriz ve arkasından ağlarız.Ağlayarak gideriz fakat sonunda bize gülmek kısmet olur.Aslında neyin bizim için hayırlı ve neyin de şer olduğunu anlamadan gideriz.Her halükarda gitmek bir cesaret işidir ve her babayiğidin harcı değildir.
Gitmek; bazen dikkatleri üzerine çekmeye çalışmaktır.Çoğu insan mıhlanıp kaldığı ve gidemediği için dikkate değmediğine inanır.Gitmek; fani alemde baki kalmak için hoş bir seda bırakma telaşını gizliden gizliye yaşamaktır.Varlık içinde yokluk bilincine ulaşmanın mücadelesidir.Aslında gitmek; insanın var iken yok olarak hiçliğe yapay da olsa ulaşma çabasıdır.Kurt kapanı yalnızlıktan kurtulup, huzur limanı özgürlüğe kavuşma ve böylelikle geleceğe tutunma gayretidir.Çünkü hakikaten insanların çoğunluğu kapana sıkışmış, limanda ise kızağa alınmıştır...
Gitmek; kimi zaman olgunlaşmayı başkaları ile paylaşmayı kabul etmemektir.Giden ayrıldığı yerin kokusunu üstünde taşıyarak olgunlaşır.Üzerindeki koku ve gidenin gitme eyleminden dolayı yaşadığı acı aynı zamanda dağılır.Koku ile acı; yarı görünür bir sis bulutu gibi insanın ruhunda akrobasi yapar.Bunlar aslında insanın ruhunda hissettiği onu zenginleştiren aksesuarlardır.Kokunun ve acının ruh da yaşanması; ruhla hem hal olarak iyice karışıp bütünleşmesi olgunluğu pekiştirir.Olgunluk; duygulardan yararlanma becerisi kazanmaktır.Bu beceri gençlerin yapabilecekleri bir beceri değildir.Yaşlanmayla kendiliğinden ortaya çıkar.Olgun insan; duyguları kendi yararı için öyle bir kullanır ki, korku rehavete, öfke mutluluğa, çaresizlik ümide dönüşür.
Bazı insanları ne yaparsanız yapın yerinden kımıldatamadığınız da olur.Adeta onlar oturduğu yere yapışmışlardır.Makamlarda kalmak için olağanüstü gayret gösterenler işte bunlardır.Makamları onlar için her şeydir.Fakat onlar aslında bu hatadaki ısrarları nispetinde evrende hiçbir şey olamama haline doğru giderler.Yüksek makamların alçalmış insanıdırlar onlar.Ruhsal boyuttaki ağlanacak hallerine aynanın karşısına geçip gülerek bakarlar.Çünkü aynalar ruhsal boyutun önüne set olup gerçekliğin sığ göstergeleri olarak çalışırlar.Bu yüzden aynaların yalan söylemesiyle sık karşılaşılır...
İnsanın balistik ayarı gitme eylemine göre düzenlenmiştir.Kurşun adres sormaz fakat insan adrese gider.Düğüm atıldığı ipteki yerinden çözülür.İnsanın bilinçsizce gidişi aslında aklının kendi kendisine attığı düğümüdür.Ve bu düğümün açılması ipteki düğümün çözülmesine göre oldukça zordur.Adeta kör düğümdür.Akıllı insan ne zaman, nasıl ve hangi yolla gideceğini çok iyi bilir.Bir çok kereler hata yaptığını kısa zamanda kavrayarak hemen yolunun yönünü değiştirir.İnsan çok çabuk kavrayan ve buna rağmen sürekli hata yapan bir canlıdır.Her hatası onu geliştirir ve yaşamı boyunca hatasızlığa doğru güzel bir yolculuk yapar…Bu yolculuğun farkında olanlar olmayanlara göre çok şanslıdırlar.Çünkü farkında olmayanlar işkembelerini, farkında olanlar ise ruh dünyalarını büyütür.
Gitmek; yüreğin çözemediğini ayakların çözmeye çalışmasının eylemidir.*Oysa yürek ayaktan mukayese edilmeyecek kadar üstündür.Yürek çözemezse ayaklar nasıl çözsün? Yürek devlet kurar, devlet yıkar...İnsanın yüreği daha henüz keşfedilememiş en kutsal organıdır.Evet modern tıp maddesel olarak insan yüreğini tedavi etmektedir.Damar tıkanıklıklarına çözüm bulmaktadır.Onun anatomik yapısı en ince ayrıntısına kadar tespit edilmiştir fakat diğer yandan onun gerçek gücünden insanlık mahrum bırakılmıştır.Güç ayaktan değil asıl olarak yürekten gelir.Ayaklar ve tüm beden organlarının güç merkezi yürektir.Ruhsal tekamülümüzdeki cevherimiz yüreğimizdir.Ayakların yüreğin gücü yanında hemen hemen hiçbir etkinliği olamaz.Çünkü ayaklar yüreğin tahakkümündeki organlardan sadece birisidir...
*http://sozluk.sourtimes.org/
Gitmek; uzaktaki sesin gizemine kapılmaktır.Çünkü uzaktakinin sesi başlangıçta hakikaten kulağa hoş gelir.Davulun sesi gibi...Fakat ses yakınlaştıkça boğuklaşır.Kulağı tırmalamaya başlar.İnsan bir süre sonra bu sesten artık iyice rahatsız olur.İlk yıllarda aşıkların sesleri birbirlerine ninni gibi gelirken yıllar geçtikçe tıpkı bu ninninin büyüsünün bozulması gibi...Belli bir süre sonra neredeyse her tatlı kelime eşler arasında acı ve incitici etki meydana getirmeye başlar.Gitmek; yanı başındakinin tüm güzelliklerini görmekten aciz kalıp ileride çok uzaklarda bulunanın ne idüğü belirsiz gizemine yönelmektir...
Gitmek; kalmamaktır.Kendini başkalarından sakınmaktır.Gitmek; diğerlerinin sisli beyinlerinden, devinip sızlanan huysuzluklarından, dinelip ayakta zor duran omurgalarındaki çaresizliklerinden, müziğin zirvesi Pink Floyd’un nağmelerinden uzaklaşarak ayrılmaktır.Bir bakıma aslında bencilliğin şakırdayarak yere yuvarlanmış çeşididir.Yere yuvarlanan ayağa kalkar belki fakat üzerine yerin tozu, çamuru ve kokusu bulaşmıştır artık...Yer kokusunun içinde gidenlerin burcu burcu tenlerinden çıkararak arkalarında bıraktıkları terlerinin kokusu karışmıştır.Yer ve ter kokusunun her ikisi de kendilerine tüm imtiyazları sağlayarak bir ve bütün olmuşlardır.
Gitmek; sadece terk etmek değildir.Aynı zamanda terk edilmektir.Çünkü arkada bırakılan gelmemiştir.Gelmeyi istememiştir.Gelmeye cesaret edememiştir.Gelmeye gerek duymamıştır.Gidene refakat edecek kadar onu benimsememiştir.Sevgili, aşık, kan kardeş, dost, ahbap olamamıştır.Bu yüzden arkada kalır...Zaman, mekan, hatıra, duygulanım olarak belki çok yakın yada artık çok uzak, hayatın öylesine bilinen veya bilinmeyen bir köşesinde kalakalmıştır...
Giden insan pervane olup dönmek, kuş olup uçmak, rüzgar olup esmek, yağmur olup yağmak istediği için gitmeyi yaşamının merkezine oturtmuştur.Fakat pervane, kuş, rüzgar ve yağmur olamaz.Değirmen taşının dönmesi gibi döner ve dünyanın buğdayından un yapmaya çalışır.Amacı ekmeğini kazanmaktır.Buğday olduktan sonra unu üretmek zor değildir.Ekmek giden insanın... nasırlarının hakkıdır, un ruhunun...Ekmek işlemden geçirilmiştir, yapaydır, bedeni besler.Oysa un doğaldır, ucuzdur ve ruhu doyurur...Beslenmekle doymak bir midir? Çoğu kere besleniriz.Fakat doymak nedir bilmeyiz.İşte bu yüzden insanın gözünü toprak besler değil ‘insanın gözünü toprak doyurur’ denmiştir...
Gitmek ayrılmaktır...Sevgiliden, köyden, ülkeden, dünyadan...Yaşanan her yerden, ana kucağından, baba ocağından, eskide kalmış neşeli ve hüzünlü tüm ruh hallerinden uzaklaşarak ayrılmaktır...Kestane rengi saçlardan ak saçlara, çinko damda öten kumru sesinden bilgisayarın müzik sesine yönelmektir.Kısacası her şeyden ağlayıp koparak yada gülüp öpüşerek ayrılmaktır...Ve her ayrılık zordur...İnsana kazandırdığı yetenekler bu zorluktan beslenir.Çünkü zorluk; ruhumuzun toprağıdır ve ancak üstümüzü örtüp kapatarak bizi besler...
Gitmek; bir bakıma insanın kendisinin değerleneceği zamanı bekleme girişimidir.İnsan mutlaka değerinin anlaşılacağını düşünerek gider.Kimi zaman hakikaten anlaşılır kimi zamanda tarihin susuz topraklarına karışarak izbeliğin rutubeti ile bütünleşir.Kitaplar, şiirler, resimler, tüm sanatsal eserler değerleneceği zamanı bekler.Tıpkı okuduğunuz bu kitap ve yaşayan her insan gibi...Çünkü onlar canlıdır.Bir çok insanın bilmediği bir gerçek vardır...Bu gerçek yaptığımız her şeyin yaşamakta olduğudur.Bizler sadece kendimizin yada etrafımızda hareket eden canlı varlıkların yaşadığı yanılgısına kendimizi inandırmışızdır.Oysaki canlı yada cansız her şey yaşar.Aslında şöyle demek daha doğrudur.Yaratılmış olan her şey örneğin taş, toprak, kurumuş bir odun parçası bile yaşamaktadır...”
Yazar gitmenin anlamını açıkladıktan sonra bu eylemin büyülü gerçeğini, kılavuz kaptanını, insanın manyetik alanına etkisini açıklıyor ve gitme eylemini üç bölümde inceliyor…1-Dünyayla ilgili gitmeler, 2-Psikolojik gitmeler, 3-Ahiretle ilgili gitmeler…Bu başlıklar altında çok enteresan gitme eylemlerinin arka planında bulunan insan düşünceleri ve ruh halleri inceliyor…Örneğin siyaset için gitmek, liderlik ve makam için gitmek, gemileri yakarak gitmek, gücenerek ağlayarak gitmek, sevgiliye kavuşmak için gitmek, hicret ederek gitmek, ölüme gitmek gibi…
Kitabın son bölümlerinde ise gitmek mi yoksa kalmak mı? Sorusuyla başlayan bir başlık var ve bu başlık altında farklı yorumlar yer alıyor.Savaş yada kaç tepkisi, sağlıklı olmak sağlıklı kararlar almak, neler yapılmalı, çözüm yolları ve sonuç kısımları yer alıyor…
Elinize aldığınızda devamını getirmek isteyeceğiniz ve farklı bakış açılarından dolayı okuma zevki yaşayacağınız bu eserde Dr.Recai Yahyaoğlu sürekli masum bir çocuğa dokunur gibi usulca okuyucunun ruhuna dokunmaya devam ediyor…Ruhtan gelen ve ruha yönelen derin, anlamlı ifadeler kitabın her bölüm ve konu başlığı altında sizi etkileyerek sürüyor…
Kitabı okuduktan sonra gitme eylemi hakkında bugüne kadar maalesef hiç bu kadar kapsamlı düşünülmediğini hemen fark ediyorsunuz…Bu eser yayın dünyamızda sadece bu eyleme yoğunlaşarak yazılmış önemli bir eser olarak gelecek yıllarda da bir çok değerlendirmeye maruz kalacak gibi görünüyor…Yayınevi ve yazarını bu başarılı çalışmadan dolayı kutluyor, ruh taşıyanlara öneriyor, yazarın yeni eserlerini sabırsızlıkla bekliyoruz.
|
|
Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
25/12/2006 - kendine gel derin adam

Adı: Kendine Gel Derin Adam Yazarı: Ömer Sevinçgül
İmana ram olan ilim nur olur!
Allah’tan kaçanlar doğaya sığındılar. Padişaha başkaldırıp, cellâttan yardım uman suçlunun mantığı. Ustayı inkâr için, esere usta demek izahın değil, kaçışın ifadesi.
Karaların neyi nasıl yaptığını izlemekle zaman kaybetmeyelim. Bu izlemenin en kötü etkilerinden biri zaman ve güç kaybı, biri de moralimizde yapacağı olumsuz etkidir.
Faaliyetlerimizin en mühim taşıyıcısı olan “şevk”imizi korumak ve artırmak zorundayız. Bu sebeple biz yalnız kendi işimizle meşgul olmalı, başarılarımızı gördükçe daha büyük hamleler için şevk kazanmalıyız.
İnsanların etkilenmeleri, beyaza yönelmeleri için bütün sebeplere teşebbüs edelim, ama bunları yaparken hidayetin Allah’tan olduğunu da hiç mi hiç unutmayalım.
Eski hal muhal, ya yeni hal ya izmihlal!
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
25/12/2006 - mükemmel sağlık

Adı: Mükemmel Sağlık Yazarı: Dr.Recai Yahyaoğlu
Düşüncelerinizin çekim gücü vardır. Neyi düşünürseniz onu kendinize doğru çekersiniz. Bir süre sonra hedef ve isteklerinizle ilgili tüm araçlar size akmaya başlar.
Geleceğimizi şekillendirmemiz, hep daha iyi olacağı düşüncesi be beklentisiyle mümkün hale gelir.
Mutlu ve huzurlu bir yaşam sunacak sonuç resmine ulaşabilmemiz, ancak kendimiz ve geleceğimizle ilgili olarak hazırladığımız projemizle gün yüzüne çıkar.
Sonuçtan ne kadar eminseniz, o kadarına layık görüleceksiniz.
Mizah ve abartı, zihnin işleyiş mekanizmalarındaki kurumların temizlenmesini sağlar.
Asıl teşekkür, daha istediğimiz şey gerçekleşmeden, bizim onun gerçekleşeceğine inanarak yaptığımız teşekkürdür.
Hayal gücümüzü kullanarak kendimize yaptığımız telkin, muhteşem bir etkinliğe sahiptir.
Hayalimizi düzenleyiş biçimimiz, hayatımızı tanımlayış ve yaşayış biçimimizi belirler.
inancın gücü çalışmaya başladığında bu güç, bir sarmal gibi büyüyerek bizi önceden hiç ulaşamayacağımızı sandığımız hedeflere doğru yolculuğa çıkarır. Hayatın gerçek amacı, artık soylu ve nezih yaşam serüvenleri peşinde koşmak haline dönüşür.
enerji denizinden olumlu yönde istifade edebilmeniz için onun farkında olmanız gerekmektedir.
şifa çok hızlı ve aniden gelişebilir. Bunun için ilk ve belki en önemli şart iyileşmeyi şiddetlice istemektir.
yaşam, istemeyene verilmez. Nasıl istenilmesi gerektiğini bilmeyene de cimri davranır.
ağzımızdan çıkan her söz, bizim kendi gerçeğimiz haline dönüşür.
“ey insanlar! Şüphesiz ki dünyada insanlara iman ve sağlıktan daha kıymetli bir şey verilmemiştir. Böyle olunca, yüce Allah’tan bunları isteyiniz.” (hadis)
“seyahat ediniz ki sıhhat bulasınız” (hadis)
“ey insanlar! Tedavi olunuz! Çünkü yüce Allah, şifasını vermediği hiçbir hastalık yaratmamıştır” (hadis)
“ey Rabbim! Üzüntü ve kederin çokluğundan, sağlığımın bozulmasından sana sığınırım.“ (hadis)
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/12/2006 - bela ve musibet

Adı: - Bela ve Musibet - Niçin gelir? Nasıl korunulur?
Yazarı: Said Alpsoy
Mumine isabet edip de onun hoslanmadigi hersey musibettir.(hadis)
Mumine eziyet veren, onu uzen her sey onun icin bir musibettir.(hadis)
Her iddia sinanir.
Bir insan Allah'a duydugu iman olcusunde bela ve musibetleri sabirla karsilar,isyan etmez.
Kim Allah'in kader sirrini anlarsa, musibetler o kimseye kolay gelir.(hadis)
Kisinin faydasiz seylerle mesgul olmasi Allah'in ondan yuz cevirmis olmasinin alametidir.
Allah huzunlu olan tum gonulleri sever.(hadis)
Allah bir kulu hakkinda iyilik diledigi zaman o kula, isledigi gunahinin cezasini hemen verir.
Insanin maddi yeteneklerini gelistiren ve potansiyelini en ust duzeyde aktif hale donusturen, yasadigi sikintilar ve ihtiyaclaridir. Bunun gibi, bela ve musibetler manevi potansiyeli de harekete gecirip, insanin manevi yeteneklerinin gelismesini ve gercekten yaradilmislarin en ustunu haline gelmesini saglar.
Kisi ancak su iki ozellikle ustun olur: biri insanlardan bir sey beklememek, digeri insanlardan gelen sikintilara katlanmaktir.
Hastaliklar ve sikintilar dimagin yikanmasini saglar. Dimag yikaninca Allah'in nurunu daha parlak bulma yetenegini kazanir.
Bu konuda gelismis bir iman bilincine sahip olan insanlar, kucuk olaylardan aci ve sikinti duymak yerine sevinirler. Cunku bilirler ki kucuk zararlar cok daha buyuklerinin engelleyicisidirler.
Kim bir kotuluk islemeyi arzu eder de onu fiilen yapmayacak olursa Allah ona, arzu ettigi kotuluk kadar sikinti ve uzuntu gonderir. Bu sikinti ve uzuntuler onun bu kotulugu arzu etmesinin kefaretidir. (Hz.aise)
Allah hakkina tecavuz genellikle ahirette cezalandirilir. Insanlarin hakkina tecavuzun cezasi ise bu dunyada verilir.
Allah lutfedecegi bir kuluna ihtiyaci olan sey uzerinde tecelli buyurur.
...ayrica dikkatle hatirda tutulmalidir ki kuran evladin, anne babasina karsi sesini yukselterek off bile demedini kesin bir ifade ile yasaklamaktadir.
Kul, amelde noksanlik yaptiginda Allah onu "hem"le(uzuntu,kuruntu) mubtela eder.(Hadis)
Bela, dile dayalidir. O nedenle gunluk konusmalarda dikkatli olunmali, elden geldigince olumsuz ihtimali net bir bicimde ifade eden kelimelerden kacinip, onlardan sadece gerektigi kadar ve isaret yoluyla bahsedilmeli.
Istemek icin dilini cozdugunde sana vermek istiyor demektir.
Bela ve musibet geldikten sonra gosterilecek sabir, o sinavin bir an once bitmesini saglar ve kisiye Allah'a yaklasmak adina buyuk kazaclar getirir.
Kim Allah a tevekkul ederse, O ona yeter (talak 3)
Sizden biriniz her seyde "inna lillahi ve inna ileyhi raciun" (biz Allah iciniz ve biz Ona donecegiz) desin. Hatta nalinin tasmasi kopsa da zira o da bir musibettir.(Hadis)
Bir muslumana bir musibet isabet eder de o da mahzun olur ve: inna lillahi ve inna ileyhi raciun derse Allah meleklere soyle buyurur: ben onun yuregini sizlattim, o sabirla karsiladi ve sevap umdu, onun sevabini cennet kilin. Ve o kimse musibeti hatirlayip o sozu her defasinda tekrar ederse Allah da ona sevabini yeniler.hadis.
Gecenin gune en yakin ani, en karanlik anidir.

Resulullah(SAV) bu duayı sabah-akşam 3 defa okuyanin şeytanin şerrinden emin olacagini bildiriyor: Allahümme inni es’elukelafiyete fiddünya vel ahireh.Allahümme inni es’elukel affe vel afiyete fiddiyni veddünya ve ehli ve mali.Allahümme estur avraati ve amin rev’ati.Allahümme ahfazni min beyni yedeyye ve min halfi ve an yemiyni ve an şimali ve min fevki ve euzu biazametike ve utale min tahti.”
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
4/12/2006 - şu bizim elmaya bakın

> günde 3-4 elma tüketerek "elma canavarı" olarak aile tarihine geçen "ben"im ilgimi bu çekmesin de ne çeksin :)
Dünyada binlerce türü bulunan elmanın, başta beyinle ilgili olanlar olmak üzere birçok hastalığa iyi geldiği belirtildi.
Elma, içerdiği organik asitlerle beyin, karaciğer ve mideye çok iyi geliyor. Suyu deriyi canlandıran elmanın sirkesi de balla birlikte bağışıklık sistemini ve kalp dahil bütün kasları güçlendiriyor. Elma, sağlıklı yaşamaya önem veren kişilerin yanından eksik etmeyeceği meyveler arasında gösteriliyor. Organik asitler, fosfor ve sodanın yanısıra A, B1, B2, C ve E vitaminlerini bünyesinde barındıran elmanın taze meyve, meyve suyu ve sirke olarak kullanılabildiğini belirten Uşak Sistem Tıp Başhekimi Dr. Özer Oktay, elmanın kabuğu ile yenildiğinde vücuttaki ürik asit oranını azalttığını, çiğ elma içerdiği organik asitler, soda ve fosfor yardımı ile beyin, karaciğer ve mideyi olumlu etkilediğini söyledi.
Pişmiş elma ile yapılan hoşaf türü yiyecekler rahatlatıcı olurken, kabızlık sorununu da giderebildiğini belirten Dr. Oktay, "Taze elma suyu ile yıkanan kırışık ve pörsük deriler canlılık ve tazelik kazanıyor. Ayrıca deri döküntülerine, böbrek, karaciğer rahatsızlıkları, damar sertliği, egzama ve romatizma hastalıklarına karşı da başarıyla kullanılabilen elmanın suyu, soğuk algınlığı, öksürük, ses kısıklığı, yüksek ateş ve iltihaplı hastalıklara çok iyi geliyor. Bütün bunların yanı sıra elma suyu sindirim sistemini uyarıyor ve mide mukozasını güçlendiriyor." dedi.
Elma kürününse gut, böbrek, mesane, hastalıkları ve hemoroite hastalarına iyi geldiğini kaydeden Oktay, elma sirkesi de, doğal bir yaşam iksiri olarak kabul edildiğini ifade etti. Oktay, "Sirkesi, vücudu genel anlamda güçlendiriyor, çeşitli hastalık belirtilerini hafifletiyor ve cilt bakımı için kullanılabiliyor. Sirkesi, çiçek balı ile karıştırıldığında ise daha geniş bir kullanım alanına sahip olabiliyor. 1 bardak su, 1 tatlı kaşığı elma sirkesi, 1 tatlı kaşığı çiçek balının karışımından elde ürün, aç karnına içildiğinde, vücudun bağışıklık sistemini güçlendirirken, canlılık ve güç kazandırdığı gibi sirkenin içerdiği yüksek orandaki potasyum sayesinde kalp kasları dahil olmak üzere tüm kas yapısı da güçleniyor. Elma sirkeli bal kokteyli sayesinde sık sık grip, soğuk algınlığı veya üst solunum yolları iltihabına yakalanan kişilerin bağışıklık sistemleri güçleneceği için daha rahat bir kış geçirilebiliyor. Ayrıca elma sirkeli bal kokteyli sürekli içildiğinde ve salataya elma sirkesi kullanıldığında da yüksek kolesterolü düşürmeye yardımcı oluyor ve öksürüğe de iyi geliyor " diye konuştu.
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
4/12/2006 - gençlik iksiri
> bu yazıya nette gezerken bir kez daha rastladım. baya ilginç geldi. sizlerden denemiş olanlar ya da duyanlar var mı bilmiyorum ama ben uygulamayı düşünüyorum.

Sarımsak ve Limon Mucizesi
2 Litre limon suyu, 40 diş soyulmuş ve ezilmiş sarımsak, ağzı sıkı kapanan koyu renkli veya üzeri kağıtla kapatılmış bir kavanoz lazım. Limonların suyunu iyice sıkıp kavanoza doldurunuz, soyulmuş 40 diş orta boy sarımsağı yıkamadan ve ezerek limonun içine atıp kavanozun kapağını kapatıyoruz, 25 gün boyunca normal ılık bir yerde saklanıp her gün çalkanacak, (sarımsaklar iyice erimiş olacak) 25 gün sonra kavanozu açıp her sabah aç karnına yarım veya içebiliyorsa bir çay bardağı içiyoruz kavanoz bitene kadar içilecek, kapağı hep kapalı olacak, kavanoza asla su, şeker v.b. karıştırılmayacak ancak çay bardağına aldığınız kısmını dilersek sulandırarak içebiliyoruz bunu içtikten sonra en az yarım saat bir şey yiyip içilmeyecek, yarım saat geçtikten sonra kahvalt ı yapılacak mümkünse her sabah aynı saatte içilecek.
% 100 KANITLANMIŞ YARARLARI
1-Tüm damar iltihapları (vaskülir) tedavi ediyor, tıkanan damarları açıyor, damar sertliklerini ve hipertansiyonu önlüyor
2-Kollestrol ve lipidi düşürüyor zararlı yağların yakılmasını sağlıyor, kilo verdiriyor (bazal metabolizmayı hızlandırıp yağların yakılmasını sağladığı için iştahı açıyor bu dönemde diyete dikkat etmek gerekiyor) şekeri düşürüyor, pankreasın yenilemesini sağlıyor.
3-Böbrek ve safra taşlarını eritiyor idrar söktürüyor vücuttaki şişkinlik ve tüm dokulardan ödemi kaldırıyor.
4-Helycobeacter pylori adlı ülser mikrobunu öldürerek mide ve on iki parmak bağırsağı ülserinin kesin tedavisini yapıyor.
5-Tüm romotizmal iltihabı önleyip, her tür romotizmal ağrıları dindiriyor, kireçlenmeyi önlüyor, eklem düzeylerinin yenilenmesini sağlıyor her türlü ağrıyı kesiyor.
6-Beyin hücreleri ve tüm sinir sistemlerinin yenilenmesini sağlıyor sinirdeki aksiyon potansiyelini d üzenleyip ileri-refleks hızını artırıyor, felçlere ve VERTİGO'da fayda veriyor.
7-Vücudun bağışıklık sistemini son derece kuvvetlendiriyor ve her türlü alerjiyi özellikle damarsal kökenli ve strese bağlı cilt alerjilerini kökünden kesiyor, kansere karış tüm vücudu koruyor.
N O T: İlacı hazırlayanın babasının koroner by-pass ile üç damar ı değişecekken bu ilaç sayesinde %100 tıkalı damarları açılmış
ilaç hazırlandıktan sonra sarımsaklar erir, koku etrafa yayılmaz. Kullanan üç kişi ile görüştüm hep son derece memnun olduklarını adeta gençlik iksiri olduğunu söylüyorlar. Bunu ilk defa Rus doktorlar bulmuş ve uygulamışlar şimdi ABD'de uygulanmaya başlamış, tıp de devrim yaratacağı söyleniyor ve sarımsak limon karışımından oluşan maddelerin kimyasal yapısı çözülmeye çalışılıyor.
Dr. Sencer TEPE Sağlık Bakanlığı Daire Başkanı
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
3/12/2006 - canım brokolim benim

"paylaşım" denilince akla herşey gelir değil mi,
bu sefer de bunu paylaşmak istedim, n'olmuş yani :)
tam bir brokoli hayranıyım diyebilirim. geçenlerde bir oturuşta bir paket ( pazardan değil marketten olduğu için paket tabi ki de) brokoliyi yiyip evdeki diğer fertlere bırakmayışım aklıma geldikçe bir tuhaf oluyorum aslında ( "bu kadar da olmaz" diye ) ama nette gezerken brokolinin faydalarını görünce "olur,olur..." dedim kendi kendime. ve sizlerle de paylaşmak istedim. brokolinin her türlüsünü yapan vardır, hatta nasıl yapıldığını bilmediği için manavın onca ısrarına rağmen "kalsın kardeş" diyenleri de duydum :) ben az suda haşlayıp zeytinyağı+bol limon suyu+sarımsak+çok az sirke(elma ya da üzüm sirkesi)+çok az da nar ekşisi ile hazırladığım sosu döküyorum. hepsi de Allah'ın verdiği sayısız nimetlerden sadece bazıları ve çok da faydalı olanları. bence siz de deneyin..bu da hatice ablanın tarifi..."marine edilmiş brokoli"... afiyet olsun...
Brokoli yiyin, ömrünüz uzasın
Kansere karşı bizi koruyan ve son yıllarda tüketimi hızla artan brokoli, tam bir sağlık deposu. Uzmanlar, herkese yemesini önerdikleri brokolinin yararlarını şöyle sıralıyor: "Zengin bir A, E ve C vitaminleri deposu olan brokoli, içeriğindeki flavonoidlerle bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Çok miktarda kalsiyum içerdiği için kemik erimesini yavaşlatmaya yardımcı olur. Demir ve çinko da içerdiğinden kadınlarda göğüs kanserini önler. Prostat, bağırsak ve idrar kesesi kanserlerine karşı güçlü bir koruyucudur. İçerdiği bazı bitkisel hormonlar sayesinde vücudumuzdaki hormon dengesini ayarlayıcı özelliğe sahiptir. Kendine özgü lifli yapısı bağırsaklarda oluşan toksinlerin uzaklaştırılmasına ve alınmış ağır metallerin emilmesine yardımcı olur. Kabızlığı önler, sindirimi kolaylaştırır. Ayrıca kalp rahatsızlığı, felç, katarakt ve kanser risklerini de azaltır. Haftada bir kez brokoli tüketerek, bağışıklık sisteminizi güçlendirebilir, hastalıklara karşı daha dayanıklı hale gelebilirsiniz. Brokoliyi haşlarken fazla su kullanmamaya özen gösterin."
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
29/10/2006 - olmak cesareti
Adı: Olmak Cesareti Yazarı: Kemal Sayar
Kemal Sayar'ın okuduğum ikinci kitabı. Kemal sayar ı geçenlerde Tv'de "beş n bir k" da izledim. gittiği yere kendini götürmesi ve özünü de çekinmeden yansıtması çok hoşuma gitti.taylan kümeli'nin de yer aldığı programda günümüz sorunlarından bahsettiler. bu kitabı şimdilik bana göre biraz ağır olmasına rağmen kısa sürede bitirdim diyebilirim.

ego adacığında robinson olmayı bırak!!!
Sukur ki insandan insana fark var.
Insan bir yoksunluga ugramazsa elindeki seyin kiymetini kolayca unutuyor.
Dunya upuzun bir col yolculugunda bir agacin golgesinde verilmis bir mola gibidir.
O halde sen ask icin birseyler yap. Baksana herkes asksizliktan agir agir oluyor. Dunyalik biriktirmek telasindaki adam, dinini ofkeden bir mizrak halinde baskalarinin kalbine saplamak isteyen adam, evinde kocasiyla saatlerce tv karsisinda bir cift laf etmeden oturan kadin ve sokaklarda ozgurce kosamadigi icin meramini televizyon lehcesihyle anlatan cocuk, hepsi agir agir ölüyor.
Ask icin birseyler yap, bir yoksulu doyur.sevmedigin bir insana iyi gunler dile.allahin adini an ve dostlarini hatirla. ego adacığında robinson olmayı bırak.sokagin sesiyle kalabaligin ugultusuyla tanis ve goz goze geldigin her insana asktan soz et...
Degil mi ki kalbden kalbe bir yol vardir bilinmez, sen ask icin yuru ve yolda hep asktan soz et.kainatin ask uzre yaratildigindan.
Sen bir kalbin oldugunu gorur ve gosterirsen kimse sana bir nesneymissin gibi davranamayacak. Sohbetin o tatli miriltisi televizyonun homurtusunu bastirdiginda herkes bir birini daha iyi anlayacak.
Bilincin hile ve desiselerle bulandirildigi her lahza, hurriyetin kaybedilmesi ihtimalini de tasir.
Oysa memleket, kendi nefislerini degil de onu kurtarmaya sevdali birkac iyi adamin yuzu suyu hurmetine ayaktadir zaten.
Hic kimse hem sorumluluk ve hem de umutsuzluk hissine ayni anda kapilmaz.(saint exupery)
Oysa hayat ugruna caba gosterilcek bir deger, ugruna yola dusulcek bir menzil varsa anlamlidir.
Sebat etmek icin hayal etmek gerekir.
Simdiyse butun bir ulke, halkinin manevi dinamiklerine yabancilasmis medya kuvvetlerinin elinde bir ugultu degirmenine donmus durumdadir.
Hayal edebilen kalpler ve zihinler icin ufuklar nasil da bastan cikaricidir.

Sebat etmek icin hayal etmek gerekir!!!
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
28/10/2006 - Allah'ı sevmek

kardeşim bugün dersaneden gelirken almış bu kitabı. elime aldığım gibi bitirdim. tabi çok hoşuma giden yerleri kaydetmeden geçemedim.
istifadeniz duasıyla...saliha...

Allah dostu,
ne kadar siradan ve basit gorunurse gorunsun
olup biten her seyin arkasinda allah in oldugunu bilendir.
Allah dostu,
baktigi ve isittigi her seyde onun isimlerinin tecellisini gorebilendir.

Bir adam Allah sevgisinin doruguna ne zaman erisir. Allahin sana verdigi ve senden mahrum biraktigi seyler senin gozunde ayni seviyede oluyorsa sen allah sevgisinin doruguna varirsin.
Allah in hoslanmadigi seyleri yapip dururken kendinin hosuna giden seyler allahtan istemekten utan.
Kim allah a karsi saygili olursa allah ona bir cikis yolu gosterir ve hic hesaba katmadigi biryerden onu riziklandirir. Kim allah a guvenip dayanirsa o kendisine yeter..(talak2-3))..

Bu yuk senden allahim, cekecegim nacarim
Senden sana siginir, senden sana kacarim (necip fazıl)
Yaradan rahmetini kahrindan ustun saydi
Ne olurdu halimiz, gozyasi olmasaydi (necip fazıl)
Guzel allahim, senden ne gelecekse gelsin
Sen ki rahmetinle de kahrinla da guzelsin (necip fazıl)
Ilahi.bana nimet verdin, sukretmedim. Uzerime bela gonderdin, sabretmedim. Sukretmedigim icin verdigin nimeti geri almadin, sabretmedigim icin belayi surekli kilmadin. Ilahi senden lutuftan baska ne gelir. (Hasan-i basri)
Sizin allaha en sevimli olaniniz, yemesi en az ve bedenen en hafif olaninizdir..hadis..
Kendisine sert davranilinca yumusak davranan kisiye allahin sevgisi kesinlesir..hadis..
Yuce allah bir kulunu severse, o kulun yalvarmasini duymak icin kendisini bir belaya ugratir..hadis..
Oyle birisiyle dostluk kur ki senin degismenle degismesin.
Caresizlerin cagrisina ondan baska cevap veren yoktur..(neml,62)..
Allah ile arasini duzeltenin allah da insanlarla arasini duzeltir. (hz.ali)
Kim gonlunu sadece allah a teslim eder, bu histe yogunlasirsa, hikmet piriltilari kalbinden fiskirir ve dilinden dokulur.
Tek basina kaldigi zaman yabancilik ve gurbet hissini yasayan henuz rabbiyle tam bir yakinlik olusturamamistir..(hz.aise)..
Kendi kendinize sebepsiz yere huzunlendiginiz anlarda biliniz ki, allah a yaklasmissinizdir.
Allah a emrine teslim olmakla yaklasilir. Dusunmekle, hayal kurmakla degil. (imam rabbani)
Merak etme o seni senden daha cok dusnur. (b.s.nursi)
Allah huzunlu olan tum gonulleri sever.
Suphesiz rabbiniz haya sahibidir. Kulu kendisine ellerini kaldirsa ve o iki elini bos ve husrana ugratacak bir sekilde geri cevirmekten haya eder.

"Allah'ı sevmek ve O'nun tarafından sevilmek" ( Said Alpsoy )
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
3/10/2006 - sen bir istisna mısın

benim sonsuz arzularim var, sen tatmin edebilir misin...
manevi yaralarima deva bulabilir misin ...
uzun bir yola gitmek zorundayim, durdurabilir misin...
elinde bir care varsa soyle...yoksa sus...!!!
bak, kuran kainati okuyor...
ben, onu dinlemek, o nur ile nurlanmak ,
dunyada huzuru bulmak,
ahirette kurtulusa ermek istiyorum!!!

Adı: Sen Bir İstisna mısın Yazarı: Ömer Sevinçgül
Hayat varlik nedenini dusunmeden yasamak, beyni uyusturmaksa, evet haklisin, ben o hayatta yokum...istemem, eksik olsun. Biliyorum ki gunahlarin lezzeti gider, dumani kalir.
Gelip gecici zevklerim icin ebedi hayatimi mahvedemem.
Karanlikla ugrasmaktansa isik yakmanin daha akillica oldugunu gordum...tahrip kolay, tamir zor.
Ben kulum, kendime yakisani yaparim...sonucu yaratacak olan Allah.
Gecenin sonu nehar, kisin akibeti bahar
Cizginin berisi dunya, otesi baska diyar.

Eski zamanda bir adam...seyahate gidiyormus, susamis...bir kaynak aramis icmek icin...derince bir kuyu bulmus...su alabilmek icin bir kap indirmesi gerekiyormus kuyuya...bakmis, atini baglayacak bir agac yok. Mecburen bir eliyle atinin dizginini tutmus obur eliyle de kap sarkitmis kuyuya...su cekmis...hem kendisi icmis hem de atina icirmis...sonra dusunmus...buraya bir kazik cakayim da yolcular atlarini baglasin, rahatca icsinler sularini ...demis icinden...uygun bir agac dali bulup cakmis kuyunun yanina ...bunu goren melek, hemen buyuk bir sevap yazmis amel defterine ...adam gitmis...bir sure sonra baska biri gelmis atiyla...bakmis bir kuyu, kuyunun yaninda bir kazik...o da soyle dusunmus...simdi gunduzdur ...onumu gorebiliyorum ...ya gece biri gelir de bu kazigi goremezse ...ayagi takilir, kuyuya duser...kim cikarir onu bu issiz yerde...iyisi mi bu kazigi sokeyim ben...sokup atmis...melek bu adama da sevap yazmis guzel niyetinden dolayi...

Boyleymis eski zamanlarda ...bir arkadaslik basladi mi ardi arkasi kesilmezmis ...bayrak tasir gibi dostluk tasirmis insanlar...
Once arkamdaki aslani oldur... onumdeki idamsehpasini kaldir...bana aci veren yaralarimi tedavi et... Zorunlu yolculugumu bitir...ondan sonra gel keyif surelim...
Birileri seni gunaha davet ederse, de onlara...benim sonsuz arzularim var, sen tatmin edebilir misin...manevi yaralarima deva bulabilir misin ...uzun bir yola gitmek zorundayim, durdurabilir misin...elinde bir care varsa soyle...yoksa sus...bak, kuran kainati okuyor...ben, onu dinlemek, o nur ile nurlanmak , dunyada huzuru bulmak, ahirette kurtulusa ermek istiyorum...
Insaniz iste, bizi dunyada bir adim ileriye goturecek bir imtihan icin canimizi disimize takip calisiyoruz da bize ebedi bir dunyayi kazandiracak imtihan konusunda tembellik edebiliyoruz...
Her sey ziddini icinde tasir. Olumun annesi hayat, hayatin onsozu vefat. Ve toplami ask...tebessumun gibiyse olum, raziyim gulum, al beni, kalbin canima kabir olsun.

Beklentisiz sevebilir misin...
dunya degisti, bir omur suren sarkilar,
baki muhabbetler, ebedi intizarlar,
olene dek suren vefalar yok artik.
sen bir istisna misin...?
Hep kaderi sorguladim.
Zamani geri dondurmek ve hayati yeni bastan yasamak istedim.
Olan olmus, roller dagitilmis, yasanan yasanmisti.
Ne gecmisa hukmedebilirdim, ne de gelecege.
Imkansizin hayalini kurmakla gecti omrum.
Ah omrum
Ah seller misali akip giden yillarim.
Sonra farkina vardim ki, bendeki illet teslimiyet noksani imis.
Ondan razi olamamak.
Benden razi olmasini istiyor, ama onun benimle ilgili tercih, fiil ve sinamalarindan razi olamiyordum.
Basima gelenleri bir turlu kabullenemiyordum.
Yucelere giden yolun kavramlari bende maya tutmamisti.
Teshisi boyle koydum, kendimi islah yolunda ise giristim.
Inancimi derinlestirmeli, irademi kuvvetlendirmeli, sabrimi ve tahammulumu artirmaliydim.
Bitmek tukenmek bilmez bir cabaydi bu.
Ondan razi olmaliydim.
O bana neyi ne kadar verdiyse oylece kabul etmeliydim.
Onun iradesini kendi irademin ustunde tutmaliydim.
Tek cikar yol, bundan sonra dogru tercihler yapmaya calismak, gelecekle ilgili guzel dileklerde bulunmakti.
Olume dek yurunen bir yol var onumde.
Hala yuruyorum.
Ne kadar ilerledim, bilmiyorum.
Bu yolda yurumek huzur verici
Bu yolda varmak yok
Bu yolda olmak guzel.
Hayat zor, omur kisa, ama yine de insan olmak guzel.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
iman hem nurdur, hem kuvvettir... hakiki imanı elde eden adam kainata meydan okuyabilir...
|