*
*
*
*
*
*
*

bismillah,her hayrın başıdır (("ladybird"den sevgiler))

ladybird saliha


ladybird saliha

Kur'an Hatim Programı

31/12/2006 - bilmediğimiz özellikleriyle vitaminler

Kategori: arastirmalarim
 
 

 

Daha güçlü kemikler için D vitamini

D vitamini yağda eriyen vitaminlerdendir. İki şekilde bulunur. Aktif ergosterol, kalsiferol ve D2 vitamini gibi adlarla da bilinen ergokalsiferol ışınlanmış mayalarda bulunur. Aktif 7-dehidrokolesterol ve D3 vitamini gibi adlarla da anılan kolesalsiferol ise insan derisinde güneş ışığı ile temas sonucu meydana gelir ve daha çok balık yağında ve yumurta sarısında bulunur. Isıya ve pişirmeye karşı dayanıklıdır.

yararları

İnce barsaklardan kalsiyum ve fosforun emilimini düzenleyerek kemik büyümesi, sertleşmesi ve tamiri üzerinde etkili olur. Raşitizmi önler. Böbrek hastalıklarında düşük kan kalsiyumu seviyesini düzenler. Postoperatif kas kasılmalarını önler. Kalsiyumla birlikte kemik gelişimini kontrol eder. Bebekler ve çocuklarda kemik ve dişlerin normal gelişme ve büyümesini sağlar. Güneş ışığı bakımından yetersiz bölgelerde yaşayan çocuklar. Yetersiz gıda alan ve fazla kalori yakan kişiler, 55 yaşın üzerindekiler, özellikle menapoz sonrası kadınlar, emziren ve hamile kadınlar, alkol veya uyuşturucu kullananlar, kronik hastalığı olanlar, uzun süredir stress altında olanlar, yakın geçmişte ameliyat geçirmiş olanlar, mide-barsak kanalının bir kısmı ameliyat ile alınmış olanlar, ağır yaralanma ve yanığı olan kişilerin D vitaminine özellikle ihtiyaçları vardır.

Hangi besinlerde bulunur?

Süt ve süt ürünleri.

Günlük ihtiyacınız nedir?

Kadın ve erkeklerde her gün alınması gereken en az doz 200 ünitedir. Düzenli süt içenler ya da süt ürünleri tüketenlerin yeterince D vitamini aldığı söylenebilir. Ayrıca vücut güneş ışınlarına maruz kaldığında, kendisi de D vitamini üretir. Yaşlılıkta kemiklerin zayıflamasına (osteoporoz) karşı, günde 400-800 ünite kadar D vitamini takviyesi alınması yararlı olmaktadır.

Mcg olarak ise ihtiyaç dozları şöyledir:
0-6 ay: 7,5 mcg
6-12 ay: 10 mcg
1-10 yaş: 10 mcg
11-18 yaş: 10 mcg
19-24 yaş: 10 mcg
25 yaş üstü:5 mcg
Hamileler: 10 mcg
Emzirenler: 10 mcg

Eksikliği nelere yol açar?

Raşitizm:(Çocuklarda D vitamini eksikliği ile oluşan hastalık)Çarpık bacaklar, kemik veya eklem yerlerinde deformasyonlar, diş gelişiminde gerilik, kaslarda zayıflık, yorgunluk, bitkinlik.
Osteomalazi (yetişkinlerde D vitamini eksikliği ile oluşan hastalık) kaburga kemiklerinde,omurganın alt kısmında, leğen kemiğinde, bacaklarda ağrı, kas zayıflığı ve spazmları, çabuk kırılan kemikler.

Fazlasının zararları

Yüksek miktarlarda alınması toksik reaksiyonlara (zehirlenme) neden olabilir. Uzun süreli doz aşımı yüksek kan basıncı, mide bulantısı ve kusma, düzensiz kalp atışı, karın ağrısı, iştah kaybı, zihinsel ve fiziksel gelişme geriliği, damar sertliğine eğilim, böbrek hasarlarına yol açabilir. Günde bir litreden fazla süt içen ya da buna yakın süt ürünü tüketen kişilerin ayrıca D vitamini almaları risk yaratabilir. Günde 1000 üniteye kadar D vitamini alınması güvenli olarak nitelendirilirken, günde 5 bin üniteden fazla alınması halinde böbrekler ve kalpte hasar riski doğabilir.

Çocuklardaki eksikliği

Kemiklerde kalsiyum ve fosfor dengesini düzenler. Huzursuzluk, baş terlemesi, kaşıntı, uyku bozuklukları, ileriki aşamalarda kas güçsüzlüğü (Özellikle karında kurbağ karnı), kafatasında yumuşama, asimetri, büyümüş bıngıldak, kafatası büyüklüğü ve geciken bıngıldak kapanması , dişlerin geç çıkması, diş çürümeleri, diş minesi bozuklukları, kaburgalarda kemik - kıkırdak bileşiminde raşitik tesbih taneleri, güvercin göğüsü, harrison oluğu, uzun kemiklerin bükülmesi, kemiklerde çabuk kırılmalar sırt kemiğinde eğrilikler, kalça kemiğinde deformiteler görülebilir. En büyük sebebi yetersiz alınım ve az güneşlenmedir.

D vitamini eksikliğinden korunmak için 1 yaşına kadar günde 400-800 ünite Vitamin-D, 2 yaşın sonuna kadar günde 0,25 mg flor, 3 yaşın sonuna kadar günde 0,5 mg flor verilir. (Eğer içme suyunda flor 0,3 mg/lt den fazla ise ek olarak flor verilmez.


 

Enerji dolu bir gün için B2 vitamini

B2 suda eriyen bir vitamindir ve vücutta depolanmaz.

Yararları

Riboflavin olarak da adlandırılan B2 vitamini enerji üretimi, enzim fonksiyonu, normal yağ asidi ve aminoasit sentezi için önem taşımaktadır. Serbest radikallerin toplayıcısı olan glutathion'un üretimi için gereklidir. Besinlerden enerjinin serbest bırakılmasında rol oynar. A vitamini ile birlikte kullanıldığında solunum, sindirim, dolaşım ve boşaltım sisteminin mukozasının sağlıklı olmasını sağlar. Sinir sistemi, deri ve gözleri korur. Normal büyüme ve gelişmeye yardımcı olur. Enfeksiyon, alkolizm, yanık, mide ve karaciğer hastalıkları tedavisine yardımcı olur. Migren, katarakt, orak hücreli anemi tedavisinde kullanılır.

Yetersiz kalorili diyet alanlar, beslenme bozukluğu olanlar veya kalori ihtiyacı artmış kişiler. Gebe veya emziren kadınlar, alkol veya diğer madde bağımlıları, kronik hastalığı olanlar, uzun süreli stres altında olanlar, yakın geçmişte operasyon geçirmiş kişiler, sporcular ve beden işçileri, sindirim sisteminin bir bölümü operasyonla alınmış olanlar, ağır yanık veya yaralanması olan hastalar, doğum kontrol hapı veya östrojen kullananlar yoğun B2 vitamini ihtiyacı duyarlar.

Hangi besinlerde bulunur?

Açık yeşil sebze ve meyvelerde bulunur. Diğer B2 kaynakları: badem, bira mayası, peynir, tavuk, sığır eti, böbrek, buğday.

Günlük ihtiyacınız nedir?

Erkeklerde günlük ihtiyaç:
11-14 yaş: 1.5 mg
15-20 yaş: 1.8 mg
21-50 yaş: 1.7 mg
51 ve sonrası: 1.4 mg

Çocuklarda günlük ihtiyaç: 0-6 Ay: 0.4mg
6-12 Ay: 0.5mg
1-3 Yaş: 0.8mg
4-6 Yaş: 1.1mg
7-10 Yaş: 1.2mg

Kadınlarda günlük ihtiyaç:
11-50 yaş: 1.3mg
51+ yaş: 1.2mg
Hamileler: 1.6mg
Emzirenlerde: 1.8mg

Eksikliği nelere yol açar?

Ağır B2 eksikliğine nadir olarak rastlanır. Alkoliklerde görülebilir. Ancak çok ağır olmasa da tehlikeli düzeyde riboflavin eksikliği yaşlıların yaklaşık yüzde 33'ünde görülebilmektedir.

B2 eksikliği ağız kenarlarında çatlaklar, dil ve dudaklarda iltihaplanmalar, ışığa duyarlı gözler, ciltte kaşıntı, sersemlik, uykusuzluk, öğrenme güçlüğü, gözlerde yanma ve kaşıntı ve kornea hasarına yol açabilir.

Fazlasının zararları

B2 fazlalığı idrar renginde koyulaşma, bulantı, kusmaya neden olabilir.

Dikkat edilmesi gereken noktalar

Herhangi bir B vitaminine karşı allerjik kişilerde, kronik böbrek hastalıklarında kullanılmamalıdır. Gebeler ve emzirenler doktorlarının tavsiye ettiği şekilde kullanmalıdır. Riboflavin ışığa karşı oldukça hassastır. bu vitamin özelliğini çok çabuk kaybeder. Boş mideye alındığında sadece % 15 i emilebilir. Fazla miktarda alınan Riboflavin idrar ile atılır ve idrarı hafif bir sarı yaşil renge boyar. İşlenmiş yiyeceklerde B2 vitamini miktarları azalır.


Depresyonla savaşmak için B5 vitamini

 

Pantotenik Asit olarak da adlandırılan B5 vitamini hem hayvansal hem de bitkisel kaynaklarda bulunabildiğinden Yunanca "heryer" anlamına gelen "pantos" sözcüğünden kökenini almıştır. Vücutta depolanmayan ve suda eriyen bir vitamindir.

Yararları

Depresyonla savaşmakta olan faydasının yanı sıra mide bağırsak sisteminin normal çalışmasına yardımcı olur; kolesterol, D vitamini, kırmızı kan hücreleri ve antikorların üretimi için gereklidir. Normal büyüme ve gelişmeyi destekler. Yiyeceklerin enerjiye dönüştürülmesine yardım eder. Birçok vücut materyalinin sentezine yardımcı olur. Böbrek üstü bezinin fonksiyonunu destekler, Enerji metabolizmasında gereklidir. Çeşitli böbrek üstü bezi hormonları, steroidler ve kortizonun oluşumunda hayati rol oynadığı için antistres vitamini olarak da tanımlanır. Ayrıca şunlara iyi gelir: yara iyileşmesi, stress, depresyon, alerji, alkolizm, karaciğer sirozu, kabızlık, yorgunluk, mide ülserleri, osteoartrit, romatoid artrit.

Hangi besinlerde bulunur?

Dana eti, karaciğer, balık, tavuk, yumurta, peynir, fasülye, tüm tahıllar, hububatlar, karnıbahar, bezelye, avakado, patates, mısır, kuru yemişler de bolca bulunur.

Günlük ihtiyacınız nedir?

Günlük alınması gereken sabit miktar:10-1000 mg dır.
Alınması gereken en az günlük miktarlar (yaşlara göre)
0-6 aylık 2mg/gün
6 ay-3 yaş 3mg/gün
4-6 yaş 3-4mg/gün
7-9 yaş 4-5mg/gün
10 yaş ve üstü 4-10 mg/gün dür.

Hamilelik ve emzirmede gereksinim 1/3 oranında artabilir.
Genellikle bu miktarlar günlük besinlerle fazlası ile karşılanır.

Eksikliği nelere yol açar?

Doğrudan B5 vitamini eksikliğine bağlı insanlarda oluşan hiçbir hastalık belirtilmemiştir. Bunun sebebi her türlü besinde bolca bulunmasıdır. Ancak B5 vitamini eksikliğine bağlı bazı belirtilerin oluşabileceği kanıtlanmasa da varsayılmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır: sinir harabiyetleri, solunum problemleri, cilt problemleri, artrit, alerji, doğumsal bozukluklar, zihinsel yorgunluk, baş ağrısı, uyku bozukluğu, kas spazmları, kramplar.

Fazlasının zararları

Günlük 10-20 gr gibi çok yüksek dozlarda alınması ile ishal ve su kaybı oluşabilir.

 


 

Güçlü bir bağışıklık sistemi için C vitamini

Yararları

C vitamininin başlıca rolü doku bağlarını tutan ana protein maddesi olan kollageni üretmek ve bağışıklık sistemi, sinir sistemi, hormonlar ve besinlerin emilimi fonksiyonlarına (E vitamini ve demir gibi) destek olmaktır. Göz merceği ve akciğer gibi yapılarda antioksidan olarak çalışır. C vitamini ayrıca antioksidan yapıda olan E vitaminine dönüşebilir. Yüksek dozda alınması halinde ne gibi yararlar getireceği yolunda çalışmalar sürmekle birlikte, beta karoten gibi, antioksidan etki nedeniyle, kanser, kalp-damar hastalıkları ve katarakta yakalanma ihtimalini azalttığı belirlenmiştir. Ayrıca, soğuk algınlığı gibi hastalıklara karşı da direnci arttırmaktadır.

Hangi besinlerde bulunur?

Turunçgillerde bol miktarda bulunur. Ayrıca muzda, taze sebzelerde, maydanozda, kabakta, soğanda, domateste, lahana, ıspanak, kıvırcık salata gibi yeşil yapraklı sebzelerde ve biberde bulunur.

Günlük ihtiyacınız nedir?

Kadınlarda ve erkeklerde her gün alınması gereken en az miktarı, 60 miligramdır. Sigara içenlerin en az 100 mg C vitamini almaları gerekir. Her gün taze sebze ve meyve, özellikle narenciye, lahana, ıspanak, kıvırcık salata gibi yeşil yapraklı sebzeler, yeşil biber yiyen kişiler, tavsiye edilen en düşük günlük dozun üzerinde C vitamini aldıklarından emin olabilirler. Günde 1 grama kadar güvenle alınabileceği belirlenmiştir.

Fazlasının zararları

Yüksek dozları sindirim sisteminde tahrişlere neden olabilir. Uzun süre yüksek dozda kullanılmasının, böbrek taşı ihtimalini arttırdığı da bilinmektedir.

 


 

Keskin gözler için A vitamini

A vitamini yağda eriyen vitaminlerdendir. Karaciğerde depolanan bu vitamin ısıya ve pişirmeye dayanıklıdır. Vitamin A miktarı "Retinol Equivalent" ile ölçülür.

Yararları

Sağlıklı deri ve saçlar için gereklidir. Diş, dişeti ve kemik gelişiminde önemli rol oynar. Normal görme ve gece görme de etkilidir. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Akciğer, mide, üriner sistem ve diğer organların koruyucu epitelinin düzeninde rol oynar. Kanser, damar sertliği ve katarakt gibi hastalıkları önlediği yolunda önemli bulgular elde edilmiştir. Bu vitamin ayrıca protein bileşimine katılır ve tümörlerde görülen hücrelerin kontrolsüz biçimde çoğalmasını önler. Yaşlılıkta etkinliği çok artan kolajenaz enziminin indirgeyici etkisini önlediği saptanmıştır.

Hangi besinlerde bulunur?

Sütte, yumurta sarısında, ton ve morina balıklarının karaciğer yağında (balık yağı) bulunur. Ayrıca tereyağı ve peynirde de bulunur. Havuç ve havuç benzeri sarı-turuncu renkli sebzelerde A vitamininin ön maddeleri vardır(alfa karoten). Sonradan A vitaminine dönüşecek olan Beta Karoten ve diğer karotenoidler ise yeşil yapraklı ve sarı sebzelerde ve tahıllarda bulunur.

Günlük ihtiyacınız nedir?

Yetişkin Erkeklerde Vitamin A gereksinimi 1000 Retinol eşdeğerinde, yetişkin kadınlarda ise 800 Retinol eşdeğerindedir.

Aşağıda bazı yiyecklerin içerdiği Retional miktarı verilmiştir.
6 gr karaciğer (Dana), 9124
1 servis kaşığı balıkyağı, 4080
1 büyük yumurta sarısı, 97
1 fincan süt, 76
1 orta boy patates 2487
1 orta boy havuç 2025

Eksikliği nelere yol açar?

A vitamini eksikliğinde gözde ve deride keratoz , kseroftalmi (göz akı ve kormeanın parlaklığını kaybederek kuruması), foliküler hiperkeratoz (bir deri hastalığı) ve gece körlüğü görülür. Bağışıklık sisteminin zayıflaması, enfeksiyonlara elverişli hale gelme, akne (sivilce) oluşumunda artış, yorgunluk, diş, dişeti ve kemiklerde deformiteler A vitamini eksikliğinin yol açabileceği diğer şeylerdir.

Fazlasının zararları

Yüksek miktarlarda alınması toksik reaksiyonlara (zehirlenme) neden olabilir. Fazla A vitamini alımı karaciğer bozuklukları, mide bulantısı ve kusma, saç dökülmesi (saçlar çabuk kopar), başağrısı, eklem ağrıları, dudak çatlamaları, saç kuruluğu, iştah kaybı, avuçlarda ve ayak tabanlarında ciltte sarı-kavuniçi renk değişikliğine neden olabilir.

Çocuklarda zehirlenme 300000 Retinol eşdeğerindeki A vitamini alımıyla oluşur. Yetişkinler de ise genellikle günde 100000 Retinol eşdeğerindeki A vitamininin aylar boyu alınması ile oluşur. 

 


Kalp-damar sağlığı ve kanserden korunmak için E vitamini

İnsanda karaciğerin yanı sıra yağlı dokularda, böbrekte, kalpte, kaslarda ve böbrek üstü bezi kabuğunda depolanır. A vitamini, doymamış yağ asitleri ve C vitamini gibi maddelerin oksidasyonunu önleyerek antioksidan özellik gösterir. Isıya ve pişirmeye karşı dayanıklıdır.

Yararları

En iyi antioksidandır. Serbest radikallerin oluşmasını engelleyerek kanser gibi dejeneratif hastalıkların oluşmasını engeller. Hücre zarı ve taşıyıcı moleküllerin lipid kısmını stabilize ederek hücreyi serbest radikaller, ağır metaller, zehirli bileşikler, ilaç ve radyasyonun zararlı etkilerinden korur. Bağışıklık sisteminin aktivitesi için gereklidir. Timus bezini ve alyuvarları korur. Virütik hastalıklara karşı bağışıklık sistemini geliştirir. Göz sağlığı için hayati önem taşır. Retina gelişimi için gereklidir. Serbest radikallerin katarakt yapıcı etkilerini önler.

Yaşlanmaya karşı koruyucudur.Serbest radikallerin dokular, deri ve kan damarlarında oluşturduğu dejenaratif etkiyi önler.Yaşlanmayla ortaya çıkan hafıza kayıplarını da önleyici etkisi vardır.

Hangi besinlerde bulunur?

Başta tahılllar olmak üzere yeşil sebzelerde bol miktarda bulunur. Bitkisel yağlar ve buğday tanesi en iyi kaynağıdır.

Ayçekirdeği, 1/4 fincan, 26,8 mg
Badem, 1/4 fincan, 12,7 mg
Buğday, 1/4 fincan, 12,8 mg
Çiçek yağı, 1 servis kaşığı, 7,9 mg
Yer fıstığı, 1/4 fincan, 4,9 mg
Mısırözü yağı, 1 sevis kaşığı, 4,8 mg
Soya yağı, 1 sevis kaşığı, 3,5 mg
Balık yağı, 1 sevis kaşığı, 3 mg
Istakoz, 6 gr, 2,3 mg
Salmon filet, 6 gr, 0,6 mg

Günlük ihtiyacınız nedir?

0-12 ay: 3-4 mg
1-7 yaş: 6-7 mg
11-18 yaş: 8 mg
18 yaş üstü:10 mg
Hamileler: 2 mg
Emzirenler: 3 mg

Eksikliği nelere yol açar?

E vitamini eksikliği ender görülür. Kansızlığa neden olabilir. E vitamini eksikliğinde kalp hastalıkları ve kanser riski artar. Çocuklarda hemolitik anemi ve göz bozuklukları, yetişkinlerde dengesiz yürüme, konsantrasyon bozukluğu, düşük tiroid hormonu seviyesi, sinir harabiyeti, uyuşukluk, anemi, bağışıklık sisteminde zayıflama görülebilir.

Çocuklardaki eksikliği

Metabolik hızın çok arttığı okul ve ergenlik çağında zararlı maddeleri temizleyici etkisi vardır. Eksikliğinde hemolitik anemi, ödemler (vücutta sıvı toplanmasına bağlı şişlikler) görülebilir.

 

 
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12/10/2006 - kabe (ayrıntılar)

Kategori: arastirmalarim

KABE

    ’Allah, Beyt-i Haram (olan) Kabe'yi insanlar için bir ayaklanma (kıyam evi) kıldı’’ (Maide Suresi, 97)
    ’Her nereden çıkarsan, yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Şüphesiz bu, Rabbinden olan bir haktır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.’ (Bakara Suresi,149)
    *Kuran'da Kabe değişik isimlerle anılmaktadır.
    Bunlardan biri "Beyt-i Atik"tir. İlk kurulan ev anlamına gelen bu ismin geçtiği ayetlerden biri şöyledir:
    Sonra kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler. Beyt-i Atik'i tavaf etsinler. (Hac Suresi, 29)         
    *"Beyt-i Haram" da Kuran’da Kabe için kullanılan isimlerdendir. Beyt-i Haram, "Hürmet Edilen Ev" anlamına gelir. Kabe'nin bu isimle anıldığı bir ayet şöyledir:
    Allah, Beyt-i Haram (olan) Kabe'yi insanlar için bir ayaklanma (kıyam evi) kıldı... (Maide Suresi, 97)
    *Her yıl dünyanın çeşitli ülkelerinden milyonlarca Müslüman Hac ibadetlerini yerine getirmek için kutsal mekan Kabe’de bir araya gelmektedir.
    *Kabe'nin duvarları siyah taşlardan oluşur. 25 cm yükseklikte ve 30 cm kadar çıkıntılı bir mermer kaide üzerinde bulunur. Bu duvarlar yere kadar inen ve yer hizasında kaideye bakır halkalarla bağlanan siyah bir örtü ile örtülüdür. Bu örtü tek parça olup her yıl yenilenmektedir ve üzerine kelime-i şehadet işlenmiştir. Yer yer yaldızlı, gümüş kaplı bir kapısı vardır. Kapıya özel olarak yapılmış tekerlekli bir merdivenle çıkılır ve kapı öyle açılır.

    KABE'NİN İÇİ
    *Kabe'nin içinde tavana çıkmak için bir merdiven ve üç ağaç sütun bulunur. İç duvarlar ve yerler mermer kaplıdır. Tavanda altın ve gümüş kandiller asılıdır. Kapıya yakın bir yerde Hacer-ül Esved taşı yerleştirilmiş ve etrafı gümüş bir çemberle çevrilmiştir.

    KABE'NİN ÇEVRESİ
    *Hacer-ül Esved'in tam karşısında Zemzem kuyusunun bulunduğu bina vardır. Kabe'nin çevresindeki tavaf yeri beyaz mermer  ile kaplıdır.
    *Kabe’nin de içinde bulunduğu alanı çevreleyen büyük mescide Mescid-i Haram denilmektedir. "Hürmetli Mescid" anlamına gelen bu ifade Kuran'da 16 ayette yer almaktadır. Bu ayetlerden biri şöyledir:
    Her nereden çıkarsan, yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Şüphesiz bu, Rabbinden olan bir haktır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir. (Bakara Suresi, 149)
    *Harem-i Şerif ismi ile de anılan Mescid-i Haram’ın içinde, Kâbe’den başka "Makam-ı İbrahim" ve "Zemzem" kuyusu bulunmaktadır.
    *Zemzem kuyusunun bulunduğu yer tavaf yapılan alanın altına alınmıştır.
    *Kabe, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’den sonra birçok değişikliklere maruz kalmıştır.
    *Mescid-i Haram, Hz. Peygamber (sav) döneminde, Kâbe’nin etrafındaki küçük bir alandan ibaret iken ilk olarak Hz. Ömer tarafından genişletilmiş ve etrafı bir duvarla çevrilmiştir. Daha sonraları Mescid-i Haram günümüze kadar pek çok defa genişletilmiştir.
Osmanlı döneminde Kanuni Sultan Süleyman tarafından tavanı onarılan Kabe, beşinci onarımını I. Ahmed döneminde görmüştür. IV. Murad döneminde  ise çıkan sel baskını sonucunda üç cephesi yıkılmış ve tekrar onarılmıştır.
    *Kabe'nin yapısı sade fakat heybetlidir. Kabe 13 metre yüksekliği, 12’ye 11 metre duvar uzunlukları olan küp şeklinde inşa  edilmiş bir binadır.
    *Dört köşeli veya küp şeklinde olmak" anlamındaki ka'b kökünden gelen ka'be, "küp şeklinde" demektir.
    *Şu anda Kabe bina olarak 145 metrekarelik bir alana sahiptir.
    *Mescid-i Haram ile birlikte toplam 361.000 metrekarelik bir alanı kapsamaktadır.
    *Burada Hac ibadetleri sırasında yaklaşık 1 milyon kişi aynı anda namaz kılabilmektedir.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12/10/2006 - mescid-i nebi (ayrıntılar)

Kategori: arastirmalarim

              

Mescİd-un Nebİ -SAV-

Hz. Resulullah'ın -sav- Medine-i Münevvere'ye gelir gelmez ilk işi buraya bir cami inşa etmek oldu. Daha önce Kuba'da da ashabıyla birlikte bir mescid inşa etmiş ve bu, hicret tarihinin ilk mescidi olmuştu. Bu girişimler, islamın camiye verdiği önemi sergileyici niteliktedir.

Mescid'un Nebî -sav-

Mescid'ul Haram'dan sonra islam tarihinin en değerli camisi "Hz. Peygamber'in -sav- Camisi" olan ve Medine'de bulunan "Mescidunnebi"dir. Hz. Resulullah -sav- bu camide namaz kılma hususunda "Benim camimde kılınacak bir namaz, Mescid'ul Haram'dan başka, diğer yerlerde kılınacak bin namazdan evlâdır" buyurmuştur.

Mescid-i Resul -sav- ilk yapıldığında yaklaşık 2071 m karelik bir alan üzerindeydi. Duvarları kerpiçle çamurdan yapılmıştı, sütunları hurma ağacındandı. Cami tavanı ise hurma dalları ve yapraklarıyla örtülmüştü.

 

Hicretin 7. yılında, islamın iyice yayılması ve müslümanların sayıca artması üzerine bu caminin alanı hz. Resulullah -sav- tarafından genişletilerek 2475 mkareye çıkarıldı. Bu genişletme projesiyle cami alanı tam bir kare şekline dönüşmüştü.

 

Caminin kıblesi de hicretin 2. yılından sonra kuzeyden güneye doğru değiştirildi ve artık yahudilerin kıblesi olan Beyt'ul Mukaddes yerine Kâ'be'ye doğru namaz kılınır oldu.

Mescidunnebi'yle birlikte, caminin doğu duvarı bitişiğinde biri hz. Resulullah'a -sav- diğeri de eşleri Suvde'yle Ayşe'ye ait olmak üzere 2 oda  inşa edildi. Daha sonra, maddi imkanı olan sahabeler de bu caminin duvarı bitişiğine böyle küçük odacıklar yaptırmış, bir kapısını da mescide açmışlardı. Namaz vakti olduğunda bu kapılardan camiye geçiyorlardı. Hicretin 3. yılında hz. Resulullah -sav- kendisiyle hz. Ali'nin -s- odası dışında diğer odaların camiye açılan kapılarının kapatılmasını emretti. Fütuhatlar nedeniyle müslüman nüfusun hızla artması ve Medine'nin büyük islam devletinin geniş başkenti haline dönüşmesi, Mescid-i Resulullah'ın -sav- giderek genişlemesini de beraberinde getiriyordu. Nitekim islam halifeleriyle merhale merhale süren bu genişletme işlemleri Abbasilerin yıkılıp moğolların egemenliği ele geçirmesine kadar devam etti ve böylece Mescid-i Resulullah -sav-'ın alanı 9000 mkareye kadar artmış oldu.

 

Osmanlılar Dönemi

Osmanlı imparatorluğu dönemine rastlayan hk. 10. yy'da Mescid'unnebi bir kez daha genişletildi. Sultan Süleyman hk. 938'de bu caminin genişletilmesini yeniden başlatırken asıl detaylı genişletme girişimleri hk. 1265'te Sultan Abdulhamid tarafından gerçekleştirildi ve 13 yıl süren ciddi bir çalışma neticesinde Mescid'unnebi çok sağlam ve aynı zamanda zarif bir mimariyle genişletilip güzelleştirildi.

Mescid'unnebi'nin kitabelerinde nefis hatlarla yazılı bulunan Ehl-i Beyt imamlarıyla halifeler ve bazı sahabelerin isimleri, çeşitli mezhepleri biraraya getirmiş olan Osmanlılar döneminden kalma bir sanat eseridir. Bu kitabelerden birinde İmam-ı Zaman hz. Mehdi aleyhisselamın ismi de yazılıdır ki arapça "hayy" kelimesini bağrında taşıyacak şekilde çok zarif bir sanatla hattolunmuştur.

 

Suudiler Dönemindeki Eklemeler

Suudi Arabistan devleti de hk. tarihle 1373'ten itibaren Mescidunnebi'nin genişletilme projesini resmen başlatmış durumdadır.

Bu restore çalışmalarının 1. merhalesinde mescidin alanı 16327 m kareye çıkarıldı ve mescidin doğu, batı ve kuzey kısımları genişletilmiş oldu; buna yakın miktarda bir saha da, hacıların izdiham yaşamaması için, çevredeki evlerin yıkılması suretiyle mescit külliyesine eklendi.

Hk. 1406'da başlatılan 2. merhalede mescidin alanı 82000 m kareye çıkarıldı ve namaz sırasında cemaatin yer bulabilmesi için avluyla külliye de bir hayli genişletildi. Bu genişleme ve restore çalışmaları neticesinde Mescid'unnebi'nin bugünkü alanı 400500 m kareyi bulmuş durumdadır ki bu rakam, hz. Resulullah -sav- dönemi Medine'sinin alanına denktir.

 

 

Mescİd'unnebİ'nİn çeşİtlİ Kısımları

Ravzâ-i şerîfe

Mescid'unnebi'nin güneydoğusunda, yani kıbleye bakan kısmında "Ravza-i Mutahhara" adıyla ünlü bir kısım vardır ki pek faziletli bir mekan olup bizzat hz. Resulullah -sav- tarafından "cennet bahçelerinden bir bahçe" olarak tanımlanmıştır, o hazretin minberiyle evi -bugünkü makberi- arasındaki kısımdır burası.

Ravzâ-i Şerife 22x15 m'lik bir boyutta 330 m karelik bir alandan ibarettir. Ravzâ-i Mutahhara kısmında üç mukaddes mekan vardır: 1- Hz. Resulullah'ın -sav- mübarek mezar-ı şerifi 2- Minber 3- Mihrab

 

1- Hz. Resulullah'ın -sav- Mübarek Makberi

Mescid'unnebi'nin en çarpıcı kısımlarından biri, yaratılmışların ve Yüce Yaradan'ın en sevgilisi olan hz. Resulullah'ın -sav- mübarek makberinin bulunduğu yerdir. Bugün insanlık âlemine bırakılan en değerli miras olan yüce islam dini, o hazretin 23 yıl süren çaba ve gayretlerinin ürünüdür şüphesiz. Hz. Resulullah -sav- bu camiinin doğuya bakan duvarının bitişiğinde eşleri için birer odacık yaptırmıştı ki o hazretin rıhletinden 90 yıl sonrasına kadar bu odalara dokunulmamıştır. Önce Suvde'ye, sonra Ayşe'ye bir oda yaptırmış, onun hemen bitişiğinde bir oda da hz. Fâtıma-ı Zehrâ -s- için bina ettirmişti. Tarihçiler, hz. Resulullah'ın -sav- vefat ettiği odada gömülü bulunduğunu yazarlar.

İkinci halife döneminde hz. Resulullah'ın-sav- mübarek mezar-ı şerifi bu küçük odadaydı, Velid dönemindeki restore çalışmalarına kadar da öyle kalmış, mescidin doğuya bakan tarafı genişletilince Makber-i Mübarek de mescidin içinde yer almıştır.

Bugün mezar-ı Şerif'in içinde bulunduğu Mübarek Oda 16x15 m'lik ebatlarda ve toplam 240 m karelik bir alandadır ve dört  bir yanı altın işlemeli parmaklıklarla çevrilidir. Makberin üzerinde, dört sütunla yükselmiş mübarek Yeşil Kubbe vardır. Makber odası dört kapılıdır: Hz. Fâtımâ'nın -s- odasına giren kısma açılan kapı: Hz. Fâtıma -s- Kapısı; kuzeye açılan kapı: Hz. Fâtıma -s- Kapısı; kuzeye bakan Teheccüd Kapısı; batı kısmındaki Vüfud veya Rahmet Kapısı; güneye, kıbleye doğru bakan Tevbe Kapısı -Bâ'burresul olarak da bilinir.

Makberin bulunduğu odanın içinde hz. Fâtıma -s-nın mezarı olarak bilinen ve parmaklıkla çevrili bulunan bir anıt vardır. Bu anıtın güneye bakan tarafında hz. Fâtıma -s- Mihrabı yeralır.

Minber

Mescidin pek mukaddes mekanlarından biri de hz. Resulullah'ın -sav- minberinin bulunduğu yerdir. Rivayette hz. Resulullah'ın -sav- önceleri  bir hurma ağacına yaslanarak hutbe okuduğu, bir sahabenin önerisi üzerine, hem hz. Resulullah'ın -sav- o kadar ayakta durmayıp oturabilmesi, hem de herkesin onu rahatlıkla görebilmesi için bir minber yaptırıldığı geçer.

Bugün Mescid'un Nebi'de bulunan minber, hk. 998'de Osmanlı imparatorlarından Sultan Murad'ın yaptırıp mescide yerleştirdiği minberdir. Oniki basamağı bulunan bu minber başlıbaşına bir sanat eseridir.

Mihrab

Hz. Resulullah'ın -sav- cemaate namaz kıldırdığı yerdedir. Bu mihrabın bugünkü yerinin hz. Resulullah'ın -sav- namaz mahalli olduğunda hiç şüphe bulunmamaktadır. Velid'in emriyle mescidin genişletilme çalışmaları başlatılınca Ömer Bin Abdulaziz tarafından uygulanan bu çalışmalar sırasında tam hz. Resulullah'ın -sav- namaz kıldığı yere bu mihrab yapıldı.

Mescidin Sütunları

Hz. Resulullah -sav- camiinin tavanını tutan sütunlar hem yaslanmak için kullanılmış, hem de belli bazı olaylar nedeniyle bu sütunların her biri özel bir kutsallık ve özel bir adla anılır olmuştur. Mescid tamir veya restore edildiğinde bu sütunların yeni asla değiştirilmemiş, ancak eski sütunların yerine yeni ve daha sağlam sütunlar dikilmiştir. Tabi onca genişletme çalışmaları neticesinde bu asıl sütunlardan başka daha birçok sütun da eklenmiştir ki bugün Mescidunnebi'deki sütunların sayısı yaklaşık 706'yı bulmaktadır.

Mescidin ilk haliyle bulunduğu mahalde ve güneye bakan tarafında bulunan sütunlar bugün beyaz renkleriyle diğer sütunlardan kolayca ayırdedebilmektedir. Bu sütunların bazıları şu isimlerle meşhurdu:

Heres Sütunu

Hz. Ali bin Ebu Talib -s- sütunun yanında durup hz. Resulullah'ın -sav- özel muhafızlığını yapardı. İmam Ali'yle -s- ilgili hatıralar taşıyan bu sütunun bir adı da "musalla-yı Ali"dir.

Tevbe Sütunu

Ebu Lübâbe adlı bir sahabeyen ait çarpıcı bir hatırayı bugün canlı tutan bu sütun; yaptığı bir hata nedeniyle kendisini buraya bağlayan Ebu Lübabe'yi hatırlatır. Samimi bir tevbede bulunduğundan Allah Teala tevbesini kabul etmiş ve hz. Resulullah -sav- mübarek eliyle onun boynundaki ipi çözmüştür. Bu sütunun yanında namaz kılıp tevbe etmenin pek büyük fazileti vardır.

Vüfud Sütunu

Hz. Resulullah'ın -sav- günlük işlerinden biri de, kabile ve aşiret reisleriyle yaptığı görüşmelerdi. Hz. Resulullah -sav- bu görüşmeleri her zaman bu sütunun yanında yaptığından giderek bu adla anılır olmuştur.

Serir Sütunu

Hz. Resulullah -sav- itikafa çekildiği günlerde bu sütunun yanında olurdu. Hazretin istirahati için buraya hurma yapraklar serilirdi, bu nedenle "Serir Sütunu" olarak anılmaktadır.

Muhacirîn Sütunu

Muhacirler genellikle bu sütunun yanında toplanıp oturdukları için bu adla anılmış olsa gerektir, yine aynı nedenle "Ayşe Sütunu"da denilmiştir.

Hannane Sütunu

Hz. Resulullah -sav- önceleri bir hurma ağacının gövdesine yaslanarak hutbe okurdu. Minber yapıldıktan sonra hz. Resul-ü Ekrem'in -sav- bu sütunu terketmesi üzerine ondan, yavrusundan koparılan bir dişi devenin iniltisine benzer acı bir inilti yükseldiği kayıtlıdır ki bu olaya şahid olan yüzden fazla sahabe şahid olmuş, sözkonusu olay nedeniyle bu odla anılmıştır.

Suffe (Sofa)

Maddi imkanı bulunmayan fakir muhacirlerin, hicretin ilk yıllarında kaldıkları yerdir. Onlara ayrılan bu 96 m karelik bölümün, tavanı vardı ve Cebrail kapısı"yla Nisâ kapısı arasında bulunuyordu.

Bilal, Ebuzer, Mikdad ve Huzeyfe gibi sahabeler Ashab-ı Suffe'dendirler.

Makam-ı Cebrâil

Hz. Cebrail'in -s- hz. Resulullah'a -sav- hz. Resulullah'a -sav-  indiği yerdir. Bu kısım bugün makbere-i şerifenin iç kısmında olup ziyaretçilerden uzak tutulmaktadır.

camİnİn İlk kapıları

Mescidunnebi'nin batı duvarındadır "Rahmet Kapısı" denilmesinin nedeni, bu kapıdan giren birinin, hz. Resulullah'tan, yağmur duasında bulunmasını istemesi ve 7 gün yağan  yağmurdan sonra yine aynı kapıdan gelerek yağmurun durması için dua talebinde bulunması ve hz. Resulullah'ın -sav- mübarek duasıyla yağmurun kesilmesidir.

2- Cebrail Kapısı

Hz. Resulullah -sav- camiye bu kapıdan girerdi. Cebrail'le -s- o hazret, caminin doğu duvarında bulunan bu kapının girişinde buluştukları için bu isimle anılmıştır.

3- Selam Kapısı

Caminin batı duvarındaki bu kapı, caminin ilk yapılışında vardı.

4- Nisa Kapısı

İkinci halife dönemindeki genişletme çalışmaları sırasında eklenen kapı olup bugün de bu adla anılmaktadır.

Nisa kapısı, kadınların girişi için yapılmıştır. Daha sonraki genişletme çalışmalarında camiye onlarca kapı eklendi.

Caminin Minareleri

Velid Mescidunnebi'yi genişlettiğinde dört köşesine dört minare yaptırdı. Zamanla bu minareler yerlerini daha yüksek ve daha sağlam minarelere bıraktılar, ayrıca, yeni minareler de eklendi.

Mescidunnebi'nin 4 asıl minaresi kuzey köşelerinde yer alan Süleymaniye ve Mecidiye minareleriyle, kıbleye bakan güney duvarının iki köşesindeki Kataba ve Babusselam Minareleridir. Daha sonra Mescidunnebi'ye eklenen minarelerle birlikte bugün minare sayısı 10'a çıkmıştır.

 

 

O mübarek yerleri görmek bana da nasip oldu çok şükür...kısmet meselesinden başka birşey değil...Allah babamdan ve annemden razı olsun...ailecek gitmek ayrı bir güzeldi...yalnız o zaman 16 yaşındaydım ve maalesef oralara dair bilgim çok fazla değildi(en azından şu anki kadar değildi) inşallah tekrar tekrar gitmek nasip olur

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda


iman hem nurdur, hem kuvvettir... hakiki imanı elde eden adam kainata meydan okuyabilir...

Kur'an Hatim Programı

кℓιρℓєяιм

sözler kriteryasıhadislerden seçmelerbediüzzamandan inciler
ahirzaman hadisleri
sevmek ölmekle başlar
the sultan of madinah
kainatın efendisine

özєℓ

yıldızname klibi-d.a.erzincanlı
çamdağı türküsü klibi-erkan mutlu

ѕєçтιкℓєяιм

nur alemi
nurulenvar
portakal ağacı
kur'an nuru
nura hasret
risale ara
müslümanlar.com
sorularla islamiyet
kuran mp3 yükle
hanımlar.com
ihya.org
cevaplar.org
nur penceresi
herkul.org
mp3 ilahi
dualar.com
gülen
acizane.com
resulullah.org
siyah nur
damlalar.og
yetenek.com
dinimiz islam
sorularla risaleinur
yad-ı cemil
ankebut.net
moral fm
inşirah.com
amentü.com
dini sayfalar
maneviyat
nura doğru
f.gülen.info
muslim way
risale-i nur.org
genç adam
hz-muhammed.net
karakalem
huzura yolculuk
ensevgili.net
sonsuz nur
esmaul husna
muhammed mustafa.net
yeşil kubbe.com
hak yolu.net
taha pınar
kuran-ı kerim.biz
kuran mp3 hatim
www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al www.kitapyurdu.com'dan satın al

кαтєgσяιℓєя

αякα∂αşℓαяιм :)

meczup
ertugrultasci
shekkercik
leyli
kardelenvegul
atesveruzgar
sevda1000
lacivertistanbul
mealllhattt
ustaplan
vaktimesk
djazemimm
incitanem90
kalbinur
zeynepevans
dilderen
blackroser
buyudenkurtulmak
sakaryanur
djazemimm87
gulni
nuralemi
sahadetgulu
panikyok
elestu
gulennur
eskalud
cryptex

Risale-i Nur Külliyatı Arama