*
*
*
*
*
*
*

bismillah,her hayrın başıdır (("ladybird"den sevgiler))

ladybird saliha


ladybird saliha

Kur'an Hatim Programı

5/9/2007 - stv müzikleri


YOĞUN İSTEK NEDENİYLE...
STV MÜZİKLERİ...
TIKLAYIN

aleminurs.blogspot.com

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/2/2007 - gitmenin psikolojisi-recai yahyaoğlu

Kategori: tavsiyeler

 

 

Gitmenin Psikolojisi

Nesil Yayınları

Dr. Recai Yahyaoğlu

Gitmek, uzaktaki sesin gizemine kapılmaktır.
Gitmek, kendini başkalarından sakınmaktır.
Gitmek, sadece terk etmek değildir. Aynı zamanda terk edilmektir.
Gitmek, dere iken nehre dökülme, nehir olunca denize kavuşma ve oradan da okyanusa açılma isteğidir.
Gitmek, fani alemde baki kalmak için hoş bir seda bırakma telaşını gizliden gizliye yaşamaktır.
Gitmek, hüküm giymektir.
Gitmek ayrılmaktır… Sevgiliden, köyden, ülkeden, dünyadan…
İnsan ayrılarak gidişin tadını aldığında yaşamın gerçek anlam boyutunu kavramaya başlamış demektir.
Gitmenin anlamı ve psikolojisi üzerine yazılmış, insan ruhuna dokunan çarpıcı bir eser…

 

 

“Gitmek; aslında sınırlı göz menzilinden kurtulup sınırsız ruh menziline firar etmektir...” Dr.R.Yahyaoğlu

Ruha dokunan yeni bir kitap…

GİTMENİN PSİKOLOJİSİ
GİTTİĞİNDE KOKUN VE RUHUN KALIR GERİDE…

S. Berksoy

Gitme eylemi hepimizin hayatı içinde yaşadığı bir eylemdir.Genellikle sanatçı ruhlu insanlar gitme eylemi hakkında şiirler ve şarkı sözleri yazmışlardır.

Günlük hayatımızı sürdürürken arabamızda, iş yerimizde ve hemen hemen her yerde dinlemiş olduğumuz şarkı sözlerinde bu eylem çok geçer…Bir çok insan gitme eyleminin insan hayatındaki önemine dair pek kafa yormamıştır.Evet hepimiz bu hayat yolculuğunda bir yerlerden kalkıp bir yerlere gidiyoruz işte diyerek bayağı ve alelade bir eylem olarak da görenlerimiz olabilir…Bu tarz basit yaklaşımlarda bulunanların ruhsal boyutta ne kadar da cılız bir yaşam sürdürdüklerini çoğumuz aslında biliriz..

Gitmenin Psikolojisi adlı eserde yazar gitme eyleminin tanımını yapıyor ve gitme eyleminin anlamı nedir? diyerek bir başlık adı altında bu eylemin çok farklı anlamlarını irdeliyor.Burada yapılan değerlendirmeler çok orijinal.

Okuduğunuzda bu sıra dışı değerlendirmeler neticesinde insanın ne kadar da farklı neden ve düşüncelerden dolayı bu eylemi yaşayabileceğini fark ediyorsunuz…Tüm bunlar derin anlamların ve yaşanmış gerçeklerinde bir yansıması aynı zamanda…Yaşanmamış gerçeği az olanlar bile okuduğunda kendi ruh dünyalarının ne kadar kapsamlı değerlendirme ve yorumlara açık olduğunu rahatlıkla fark edebilecek kadar da sade bir anlatım sunuyor…Bu anlatımlar şiirsel bir dille ifade ediliyor…Okurken sanki düz yazı halinde yazılmış şiir okuduğunuzu hissetmeye başlıyorsunuz…

Çarpıcı ifadeler o kadar çok ki…Bunlardan sadece bir kaçını almak bütünü izah etmekten çok uzak olacaktır…

“Gitme eyleminin anlamı nedir?

Gitme eyleminden önce düşünme aşamamız vardır.Bazen hiç düşünmeden aniden alınan bir karar sonrasında gideriz.Her nasılsa fark etmez.Tüm gidişlerimiz sancılıdır.Bu sancıyı bilerek yada bilmeksizin gideriz.Güle oynaya gideriz ve arkasından ağlarız.Ağlayarak gideriz fakat sonunda bize gülmek kısmet olur.Aslında neyin bizim için hayırlı ve neyin de şer olduğunu anlamadan gideriz.Her halükarda gitmek bir cesaret işidir ve her babayiğidin harcı değildir.

Gitmek; bazen dikkatleri üzerine çekmeye çalışmaktır.Çoğu insan mıhlanıp kaldığı ve gidemediği için dikkate değmediğine inanır.Gitmek; fani alemde baki kalmak için hoş bir seda bırakma telaşını gizliden gizliye yaşamaktır.Varlık içinde yokluk bilincine ulaşmanın mücadelesidir.Aslında gitmek; insanın var iken yok olarak hiçliğe yapay da olsa ulaşma çabasıdır.Kurt kapanı yalnızlıktan kurtulup, huzur limanı özgürlüğe kavuşma ve böylelikle geleceğe tutunma gayretidir.Çünkü hakikaten insanların çoğunluğu kapana sıkışmış, limanda ise kızağa alınmıştır...

Gitmek; kimi zaman olgunlaşmayı başkaları ile paylaşmayı kabul etmemektir.Giden ayrıldığı yerin kokusunu üstünde taşıyarak olgunlaşır.Üzerindeki koku ve gidenin gitme eyleminden dolayı yaşadığı acı aynı zamanda dağılır.Koku ile acı; yarı görünür bir sis bulutu gibi insanın ruhunda akrobasi yapar.Bunlar aslında insanın ruhunda hissettiği onu zenginleştiren aksesuarlardır.Kokunun ve acının ruh da yaşanması; ruhla hem hal olarak iyice karışıp bütünleşmesi olgunluğu pekiştirir.Olgunluk; duygulardan yararlanma becerisi kazanmaktır.Bu beceri gençlerin yapabilecekleri bir beceri değildir.Yaşlanmayla kendiliğinden ortaya çıkar.Olgun insan; duyguları kendi yararı için öyle bir kullanır ki, korku rehavete, öfke mutluluğa, çaresizlik ümide dönüşür.

Bazı insanları ne yaparsanız yapın yerinden kımıldatamadığınız da olur.Adeta onlar oturduğu yere yapışmışlardır.Makamlarda kalmak için olağanüstü gayret gösterenler işte bunlardır.Makamları onlar için her şeydir.Fakat onlar aslında bu hatadaki ısrarları nispetinde evrende hiçbir şey olamama haline doğru giderler.Yüksek makamların alçalmış insanıdırlar onlar.Ruhsal boyuttaki ağlanacak hallerine aynanın karşısına geçip gülerek bakarlar.Çünkü aynalar ruhsal boyutun önüne set olup gerçekliğin sığ göstergeleri olarak çalışırlar.Bu yüzden aynaların yalan söylemesiyle sık karşılaşılır...

İnsanın balistik ayarı gitme eylemine göre düzenlenmiştir.Kurşun adres sormaz fakat insan adrese gider.Düğüm atıldığı ipteki yerinden çözülür.İnsanın bilinçsizce gidişi aslında aklının kendi kendisine attığı düğümüdür.Ve bu düğümün açılması ipteki düğümün çözülmesine göre oldukça zordur.Adeta kör düğümdür.Akıllı insan ne zaman, nasıl ve hangi yolla gideceğini çok iyi bilir.Bir çok kereler hata yaptığını kısa zamanda kavrayarak hemen yolunun yönünü değiştirir.İnsan çok çabuk kavrayan ve buna rağmen sürekli hata yapan bir canlıdır.Her hatası onu geliştirir ve yaşamı boyunca hatasızlığa doğru güzel bir yolculuk yapar…Bu yolculuğun farkında olanlar olmayanlara göre çok şanslıdırlar.Çünkü farkında olmayanlar işkembelerini, farkında olanlar ise ruh dünyalarını büyütür.

Gitmek; yüreğin çözemediğini ayakların çözmeye çalışmasının eylemidir.*Oysa yürek ayaktan mukayese edilmeyecek kadar üstündür.Yürek çözemezse ayaklar nasıl çözsün? Yürek devlet kurar, devlet yıkar...İnsanın yüreği daha henüz keşfedilememiş en kutsal organıdır.Evet modern tıp maddesel olarak insan yüreğini tedavi etmektedir.Damar tıkanıklıklarına çözüm bulmaktadır.Onun anatomik yapısı en ince ayrıntısına kadar tespit edilmiştir fakat diğer yandan onun gerçek gücünden insanlık mahrum bırakılmıştır.Güç ayaktan değil asıl olarak yürekten gelir.Ayaklar ve tüm beden organlarının güç merkezi yürektir.Ruhsal tekamülümüzdeki cevherimiz yüreğimizdir.Ayakların yüreğin gücü yanında hemen hemen hiçbir etkinliği olamaz.Çünkü ayaklar yüreğin tahakkümündeki organlardan sadece birisidir...

*http://sozluk.sourtimes.org/

Gitmek; uzaktaki sesin gizemine kapılmaktır.Çünkü u
zaktakinin sesi başlangıçta hakikaten kulağa hoş gelir.Davulun sesi gibi...Fakat ses yakınlaştıkça boğuklaşır.Kulağı tırmalamaya başlar.İnsan bir süre sonra bu sesten artık iyice rahatsız olur.İlk yıllarda aşıkların sesleri birbirlerine ninni gibi gelirken yıllar geçtikçe tıpkı bu ninninin büyüsünün bozulması gibi...Belli bir süre sonra neredeyse her tatlı kelime eşler arasında acı ve incitici etki meydana getirmeye başlar.Gitmek; yanı başındakinin tüm güzelliklerini görmekten aciz kalıp ileride çok uzaklarda bulunanın ne idüğü belirsiz gizemine yönelmektir...

Gitmek; kalmamaktır.Kendini başkalarından sakınmaktır.Gitmek; diğerlerinin sisli beyinlerinden, devinip sızlanan huysuzluklarından, dinelip ayakta zor duran omurgalarındaki çaresizliklerinden, müziğin zirvesi Pink Floyd’un nağmelerinden uzaklaşarak ayrılmaktır.Bir bakıma aslında bencilliğin şakırdayarak yere yuvarlanmış çeşididir.Yere yuvarlanan ayağa kalkar belki fakat üzerine yerin tozu, çamuru ve kokusu bulaşmıştır artık...Yer kokusunun içinde gidenlerin burcu burcu tenlerinden çıkararak arkalarında bıraktıkları terlerinin kokusu karışmıştır.Yer ve ter kokusunun her ikisi de kendilerine tüm imtiyazları sağlayarak bir ve bütün olmuşlardır.

Gitmek; sadece terk etmek değildir.Aynı zamanda terk edilmektir.Çünkü arkada bırakılan gelmemiştir.Gelmeyi istememiştir.Gelmeye cesaret edememiştir.Gelmeye gerek duymamıştır.Gidene refakat edecek kadar onu benimsememiştir.Sevgili, aşık, kan kardeş, dost, ahbap olamamıştır.Bu yüzden arkada kalır...Zaman, mekan, hatıra, duygulanım olarak belki çok yakın yada artık çok uzak, hayatın öylesine bilinen veya bilinmeyen bir köşesinde kalakalmıştır...

Giden insan pervane olup dönmek, kuş olup uçmak, rüzgar olup esmek, yağmur olup yağmak istediği için gitmeyi yaşamının merkezine oturtmuştur.Fakat pervane, kuş, rüzgar ve yağmur olamaz.Değirmen taşının dönmesi gibi döner ve dünyanın buğdayından un yapmaya çalışır.Amacı ekmeğini kazanmaktır.Buğday olduktan sonra unu üretmek zor değildir.Ekmek giden insanın... nasırlarının hakkıdır, un ruhunun...Ekmek işlemden geçirilmiştir, yapaydır, bedeni besler.Oysa un doğaldır, ucuzdur ve ruhu doyurur...Beslenmekle doymak bir midir? Çoğu kere besleniriz.Fakat doymak nedir bilmeyiz.İşte bu yüzden insanın gözünü toprak besler değil ‘insanın gözünü toprak doyurur’ denmiştir...

Gitmek ayrılmaktır...Sevgiliden, köyden, ülkeden, dünyadan...Yaşanan her yerden, ana kucağından, baba ocağından, eskide kalmış neşeli ve hüzünlü tüm ruh hallerinden uzaklaşarak ayrılmaktır...Kestane rengi saçlardan ak saçlara, çinko damda öten kumru sesinden bilgisayarın müzik sesine yönelmektir.Kısacası her şeyden ağlayıp koparak yada gülüp öpüşerek ayrılmaktır...Ve her ayrılık zordur...İnsana kazandırdığı yetenekler bu zorluktan beslenir.Çünkü zorluk; ruhumuzun toprağıdır ve ancak üstümüzü örtüp kapatarak bizi besler...

Gitmek; bir bakıma insanın kendisinin değerleneceği zamanı bekleme girişimidir.İnsan mutlaka değerinin anlaşılacağını düşünerek gider.Kimi zaman hakikaten anlaşılır kimi zamanda tarihin susuz topraklarına karışarak izbeliğin rutubeti ile bütünleşir.Kitaplar, şiirler, resimler, tüm sanatsal eserler değerleneceği zamanı bekler.Tıpkı okuduğunuz bu kitap ve yaşayan her insan gibi...Çünkü onlar canlıdır.Bir çok insanın bilmediği bir gerçek vardır...Bu gerçek yaptığımız her şeyin yaşamakta olduğudur.Bizler sadece kendimizin yada etrafımızda hareket eden canlı varlıkların yaşadığı yanılgısına kendimizi inandırmışızdır.Oysaki canlı yada cansız her şey yaşar.Aslında şöyle demek daha doğrudur.Yaratılmış olan her şey örneğin taş, toprak, kurumuş bir odun parçası bile yaşamaktadır...”

Yazar gitmenin anlamını açıkladıktan sonra bu eylemin büyülü gerçeğini, kılavuz kaptanını, insanın manyetik alanına etkisini açıklıyor ve gitme eylemini üç bölümde inceliyor…1-Dünyayla ilgili gitmeler, 2-Psikolojik gitmeler, 3-Ahiretle ilgili gitmeler…Bu başlıklar altında çok enteresan gitme eylemlerinin arka planında bulunan insan düşünceleri ve ruh halleri inceliyor…Örneğin siyaset için gitmek, liderlik ve makam için gitmek, gemileri yakarak gitmek, gücenerek ağlayarak gitmek, sevgiliye kavuşmak için gitmek, hicret ederek gitmek, ölüme gitmek gibi…

Kitabın son bölümlerinde ise gitmek mi yoksa kalmak mı? Sorusuyla başlayan bir başlık var ve bu başlık altında farklı yorumlar yer alıyor.Savaş yada kaç tepkisi, sağlıklı olmak sağlıklı kararlar almak, neler yapılmalı, çözüm yolları ve sonuç kısımları yer alıyor…

Elinize aldığınızda devamını getirmek isteyeceğiniz ve farklı bakış açılarından dolayı okuma zevki yaşayacağınız bu eserde Dr.Recai Yahyaoğlu sürekli masum bir çocuğa dokunur gibi usulca okuyucunun ruhuna dokunmaya devam ediyor…Ruhtan gelen ve ruha yönelen derin, anlamlı ifadeler kitabın her bölüm ve konu başlığı altında sizi etkileyerek sürüyor…

Kitabı okuduktan sonra gitme eylemi hakkında bugüne kadar maalesef hiç bu kadar kapsamlı düşünülmediğini hemen fark ediyorsunuz…Bu eser yayın dünyamızda sadece bu eyleme yoğunlaşarak yazılmış önemli bir eser olarak gelecek yıllarda da bir çok değerlendirmeye maruz kalacak gibi görünüyor…Yayınevi ve yazarını bu başarılı çalışmadan dolayı kutluyor, ruh taşıyanlara öneriyor, yazarın yeni eserlerini sabırsızlıkla bekliyoruz.

 
 
Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/1/2007 - kendinizle barışık olmak

 

 

 Öğrendiğimiz şeyler, neşeli, heyecanlı durumlar beynimizde protein olarak kodlanmaktadır. İstediğimiz zaman o protein kodları çözülerek aynı duygular ve düşünceleri hatırlayabilmekteyiz.

 

 Kansere yakalanan bir insan eğer ümitsizlik, karamsarlık duyguları içerisinde ise beyinde iyileştirici salgılar salgılanamaz. Eğer iyileşme beklentisi içerisinde ise beyin serotonin, endorfin, enkefalin gibi iyileştirici salgılar salgılıyor. Bu salgılar giderek vücudun savunma sistemini, bağışıklık dokularını kuvvetlendiriyor. Bu dokular da harekete geçerek hastalığı yener.

 

 Güzel görüp, güzel düşünmek, başta hastalıklar olmak üzere bütün sıkıntılara iyimser bir bakış açısıyla bakmak, biyolojik açıdan daha rahat ve daha sağlıklı olmamızı sağlar. Beynimizin salgıladığı bu salgılar iyileşme yolunda % 40–50 oranında daha faydalı olur, hayattan zevk alma yolunda da bize hız kazandırır.

 

 Plasebo: zihnin bedenle uyumlu bir şekilde çalışarak sağlığı düzeltmesi.

Bedenimiz gerçekten de birçok hastalığı iyileştirebilecek, kendimizi daha sağlıklı hissetmemizi sağlayacak birçok kimyasal maddeyi yani ilacı üretme yetisine sahiptir.

 

 Son yapılan araştırmalar tolere edilemeyen stresin vücut savunma sistemini zayıflattığı, savunma sisteminin zayıflaması ile gizli ve bastırılmış önemli hastalıkların ortaya çıkmasına sebebiyet verdiği görüşünü doğrular niteliktedir.

 

 “ey insanoğulları çalışın, Lokman’ın dağları dolaşıp ot aradığı gibi siz de derdinizin ilacını Yaratan’ın büyük bir eczanesi olan tabiattan arayınız, eğer bitkilerin, kimyevi maddelerin dilini çözebilirseniz onların hangi derde derman olduğunu bulabilirsiniz, tembelliği bırakın çalışın bulun, ölümden başka her şeyin devası vardır.”

 

Adı: Kendinizle barışık olmak Yazarı: nevzat Tarhan

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/12/2006 - kainatın efendisine

Kategori: calismalarim

 

 

Ebu Hureyre’den: “Başına bir iş geldiğinde:

– ‘Şayet şöyle yapsaydım, şöyle olurdu’ deme. Fakat ‘Bu Allah’ın takdiridir ki, öyle olmasını diledi ve öyle yaptı’ de.

Çünkü keşkeler, şeytanın vesvese ve kandırmalarına yol açar.”


 

 
.
Kainatın Efendisine...
Seni hayal etmek bile bu kadar mutlu eder mi insanı? Ya ruh inceliğimizin
şahitleri olan, meleklerin kulaklarındaki küpelerden daha değerli olan o
gözyaşlarımızı Senin için sarfetmek... Ağyara dökülürken o inci tanelerinin
ızdırap vermesi, ama asıl hakiki sahibine atfedince sonsuz güzelliklere gark
olması... Her şey Senin varlığınla alâkadar olunca ehemmiyet kazanıyor. Bütün
varlık Sana hasret Efendim, Senin getirdiğin o nurlu çağı özlüyor. Öyle ki,
dünyanın ikindi vakti en saadetli asırdı. Çünkü kainat yaratılış sebebini
tanımıştı. Bütün varlık Sana aşık olmuş, esfel-i safilinden
âlâ-yı illiyyine çıkmıştı.
 
Ay Senin aşkından dolayı ikiye bölünmüştü. Yılan, Hazreti Ebu Bekiri
ısırmak zorunda kalmıştı, sırf Seni görebilmek için...
 
Bir ağaç kütüğü inim inim inleyerek ağlıyordu ve hasretle kopan bir taş, Sana
bir kez olsun dokunabilmek için o mübarek dişine çarpmıştı.
 
Şimdi biz de Seni özlüyoruz ya Rasûlallah!
 
Olur ya, bir gün gelirsin diye boş bir seccadeye gül koyuyoruz; öyle ki, o gül
bile Seni orada beklerken sararıp soluyor. Biz bir gül kadar bile olamadık ya
Rasûlallah!
 
Bunca günahımıza rağmen yine de, rüyada bile olsa teşrif eder misin? Günahlarla
kirlenen kalbimizi temizler misin ya Rasûlallah?
 
Bizler burada Sana müştak seyircileriz. Hepimiz ayrı ayrı fıtratlarda
yaratıldık. Büyük kova-küçük kova misali, Senin aşkını istidadımıza göre
dolduruyoruz.
 
Hakiki erenler, büyük kovalara sevgi kaselerini daldırırlarken, yolda kalmışlar
veya Senin sevgini tam derk edememişler küçük kovalara daldırıyorlar.
 
Bizler bu dünyada olmasa da, Cennette Senin o mübarek gül cemalini göreceğimizin
ümidi içerisindeyiz. Belki de Sen "Bu güzelliğe sizin kalbiniz dayanmaz,
olduğunuz yerde düşüp kalırsınız" düşüncesiye, yüzünü nazlı bir gelin edasıyla
saklıyorsun. Ne kadar da düşüncelisin!
 
Bizler de, bunları düşünürken sadece Hak rızasına ve sana kilitleniyoruz.
Yaptığımız salih amellerde, bizim Seni zahiri olarak göremediğimizi ama Senin
her an bizi gördüğünü hissederek on sekiz bin aleme Seni sevdiğimizi
haykırıyoruz.
 
Bu haykırışın içinde dönüp bir anlık kendimize baktığımız zaman Hazreti Sevban
(radiyallahu anh) gibi korkuyoruz. Cennete gitsek bile aşağı mertebelerde
takılıp kalacağız diye, ama hemen ardından Senin ruhlara hayat üfleyen elmas,
yakut, pırlanta sözlerin çınlıyor kulaklarımızda:
 
"Kişi sevdiğiyle beraberdir"
 
Bizler istidadımız nisbetinde Seni çok seviyoruz ve inanıyoruz ki, Sen de
bizleri çok seviyorsun. Sevmesen gözyaşlarına boğulur muydun?
 
Günahlarımız dağlar cesametinde ama Senin o engin sevgi denizinde, bizim
günahlarımız sadece bir damla hükmünde kalır.
 
Şimdi ya Rasûlallah, ölü ruhlarımızı diriltip yine sevgi şerbetiyle imdadımıza
koşar mısın? Kanayan manevi yaralarımıza merhem sürer misin? Ve bir gün, rüyada
bile olsa, O nazlı yüzünü gösterir misin?
 
Binlerce Salat, binlerce selam, ağaçların yaprakları adedince, denizlerin
köpükleri adedince ve yağmur katrelerinin miktarınca Senin üzerine olsun 
Ey Allah'ın Sevgilisi...

 

 

 

çook önceden spaceim için hazırladığım çalışmayı burada da yayınlamak istedim...

hayırlı bayramlar...

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/12/2006 - bilmediğimiz özellikleriyle vitaminler

Kategori: arastirmalarim
 
 

 

Daha güçlü kemikler için D vitamini

D vitamini yağda eriyen vitaminlerdendir. İki şekilde bulunur. Aktif ergosterol, kalsiferol ve D2 vitamini gibi adlarla da bilinen ergokalsiferol ışınlanmış mayalarda bulunur. Aktif 7-dehidrokolesterol ve D3 vitamini gibi adlarla da anılan kolesalsiferol ise insan derisinde güneş ışığı ile temas sonucu meydana gelir ve daha çok balık yağında ve yumurta sarısında bulunur. Isıya ve pişirmeye karşı dayanıklıdır.

yararları

İnce barsaklardan kalsiyum ve fosforun emilimini düzenleyerek kemik büyümesi, sertleşmesi ve tamiri üzerinde etkili olur. Raşitizmi önler. Böbrek hastalıklarında düşük kan kalsiyumu seviyesini düzenler. Postoperatif kas kasılmalarını önler. Kalsiyumla birlikte kemik gelişimini kontrol eder. Bebekler ve çocuklarda kemik ve dişlerin normal gelişme ve büyümesini sağlar. Güneş ışığı bakımından yetersiz bölgelerde yaşayan çocuklar. Yetersiz gıda alan ve fazla kalori yakan kişiler, 55 yaşın üzerindekiler, özellikle menapoz sonrası kadınlar, emziren ve hamile kadınlar, alkol veya uyuşturucu kullananlar, kronik hastalığı olanlar, uzun süredir stress altında olanlar, yakın geçmişte ameliyat geçirmiş olanlar, mide-barsak kanalının bir kısmı ameliyat ile alınmış olanlar, ağır yaralanma ve yanığı olan kişilerin D vitaminine özellikle ihtiyaçları vardır.

Hangi besinlerde bulunur?

Süt ve süt ürünleri.

Günlük ihtiyacınız nedir?

Kadın ve erkeklerde her gün alınması gereken en az doz 200 ünitedir. Düzenli süt içenler ya da süt ürünleri tüketenlerin yeterince D vitamini aldığı söylenebilir. Ayrıca vücut güneş ışınlarına maruz kaldığında, kendisi de D vitamini üretir. Yaşlılıkta kemiklerin zayıflamasına (osteoporoz) karşı, günde 400-800 ünite kadar D vitamini takviyesi alınması yararlı olmaktadır.

Mcg olarak ise ihtiyaç dozları şöyledir:
0-6 ay: 7,5 mcg
6-12 ay: 10 mcg
1-10 yaş: 10 mcg
11-18 yaş: 10 mcg
19-24 yaş: 10 mcg
25 yaş üstü:5 mcg
Hamileler: 10 mcg
Emzirenler: 10 mcg

Eksikliği nelere yol açar?

Raşitizm:(Çocuklarda D vitamini eksikliği ile oluşan hastalık)Çarpık bacaklar, kemik veya eklem yerlerinde deformasyonlar, diş gelişiminde gerilik, kaslarda zayıflık, yorgunluk, bitkinlik.
Osteomalazi (yetişkinlerde D vitamini eksikliği ile oluşan hastalık) kaburga kemiklerinde,omurganın alt kısmında, leğen kemiğinde, bacaklarda ağrı, kas zayıflığı ve spazmları, çabuk kırılan kemikler.

Fazlasının zararları

Yüksek miktarlarda alınması toksik reaksiyonlara (zehirlenme) neden olabilir. Uzun süreli doz aşımı yüksek kan basıncı, mide bulantısı ve kusma, düzensiz kalp atışı, karın ağrısı, iştah kaybı, zihinsel ve fiziksel gelişme geriliği, damar sertliğine eğilim, böbrek hasarlarına yol açabilir. Günde bir litreden fazla süt içen ya da buna yakın süt ürünü tüketen kişilerin ayrıca D vitamini almaları risk yaratabilir. Günde 1000 üniteye kadar D vitamini alınması güvenli olarak nitelendirilirken, günde 5 bin üniteden fazla alınması halinde böbrekler ve kalpte hasar riski doğabilir.

Çocuklardaki eksikliği

Kemiklerde kalsiyum ve fosfor dengesini düzenler. Huzursuzluk, baş terlemesi, kaşıntı, uyku bozuklukları, ileriki aşamalarda kas güçsüzlüğü (Özellikle karında kurbağ karnı), kafatasında yumuşama, asimetri, büyümüş bıngıldak, kafatası büyüklüğü ve geciken bıngıldak kapanması , dişlerin geç çıkması, diş çürümeleri, diş minesi bozuklukları, kaburgalarda kemik - kıkırdak bileşiminde raşitik tesbih taneleri, güvercin göğüsü, harrison oluğu, uzun kemiklerin bükülmesi, kemiklerde çabuk kırılmalar sırt kemiğinde eğrilikler, kalça kemiğinde deformiteler görülebilir. En büyük sebebi yetersiz alınım ve az güneşlenmedir.

D vitamini eksikliğinden korunmak için 1 yaşına kadar günde 400-800 ünite Vitamin-D, 2 yaşın sonuna kadar günde 0,25 mg flor, 3 yaşın sonuna kadar günde 0,5 mg flor verilir. (Eğer içme suyunda flor 0,3 mg/lt den fazla ise ek olarak flor verilmez.


 

Enerji dolu bir gün için B2 vitamini

B2 suda eriyen bir vitamindir ve vücutta depolanmaz.

Yararları

Riboflavin olarak da adlandırılan B2 vitamini enerji üretimi, enzim fonksiyonu, normal yağ asidi ve aminoasit sentezi için önem taşımaktadır. Serbest radikallerin toplayıcısı olan glutathion'un üretimi için gereklidir. Besinlerden enerjinin serbest bırakılmasında rol oynar. A vitamini ile birlikte kullanıldığında solunum, sindirim, dolaşım ve boşaltım sisteminin mukozasının sağlıklı olmasını sağlar. Sinir sistemi, deri ve gözleri korur. Normal büyüme ve gelişmeye yardımcı olur. Enfeksiyon, alkolizm, yanık, mide ve karaciğer hastalıkları tedavisine yardımcı olur. Migren, katarakt, orak hücreli anemi tedavisinde kullanılır.

Yetersiz kalorili diyet alanlar, beslenme bozukluğu olanlar veya kalori ihtiyacı artmış kişiler. Gebe veya emziren kadınlar, alkol veya diğer madde bağımlıları, kronik hastalığı olanlar, uzun süreli stres altında olanlar, yakın geçmişte operasyon geçirmiş kişiler, sporcular ve beden işçileri, sindirim sisteminin bir bölümü operasyonla alınmış olanlar, ağır yanık veya yaralanması olan hastalar, doğum kontrol hapı veya östrojen kullananlar yoğun B2 vitamini ihtiyacı duyarlar.

Hangi besinlerde bulunur?

Açık yeşil sebze ve meyvelerde bulunur. Diğer B2 kaynakları: badem, bira mayası, peynir, tavuk, sığır eti, böbrek, buğday.

Günlük ihtiyacınız nedir?

Erkeklerde günlük ihtiyaç:
11-14 yaş: 1.5 mg
15-20 yaş: 1.8 mg
21-50 yaş: 1.7 mg
51 ve sonrası: 1.4 mg

Çocuklarda günlük ihtiyaç: 0-6 Ay: 0.4mg
6-12 Ay: 0.5mg
1-3 Yaş: 0.8mg
4-6 Yaş: 1.1mg
7-10 Yaş: 1.2mg

Kadınlarda günlük ihtiyaç:
11-50 yaş: 1.3mg
51+ yaş: 1.2mg
Hamileler: 1.6mg
Emzirenlerde: 1.8mg

Eksikliği nelere yol açar?

Ağır B2 eksikliğine nadir olarak rastlanır. Alkoliklerde görülebilir. Ancak çok ağır olmasa da tehlikeli düzeyde riboflavin eksikliği yaşlıların yaklaşık yüzde 33'ünde görülebilmektedir.

B2 eksikliği ağız kenarlarında çatlaklar, dil ve dudaklarda iltihaplanmalar, ışığa duyarlı gözler, ciltte kaşıntı, sersemlik, uykusuzluk, öğrenme güçlüğü, gözlerde yanma ve kaşıntı ve kornea hasarına yol açabilir.

Fazlasının zararları

B2 fazlalığı idrar renginde koyulaşma, bulantı, kusmaya neden olabilir.

Dikkat edilmesi gereken noktalar

Herhangi bir B vitaminine karşı allerjik kişilerde, kronik böbrek hastalıklarında kullanılmamalıdır. Gebeler ve emzirenler doktorlarının tavsiye ettiği şekilde kullanmalıdır. Riboflavin ışığa karşı oldukça hassastır. bu vitamin özelliğini çok çabuk kaybeder. Boş mideye alındığında sadece % 15 i emilebilir. Fazla miktarda alınan Riboflavin idrar ile atılır ve idrarı hafif bir sarı yaşil renge boyar. İşlenmiş yiyeceklerde B2 vitamini miktarları azalır.


Depresyonla savaşmak için B5 vitamini

 

Pantotenik Asit olarak da adlandırılan B5 vitamini hem hayvansal hem de bitkisel kaynaklarda bulunabildiğinden Yunanca "heryer" anlamına gelen "pantos" sözcüğünden kökenini almıştır. Vücutta depolanmayan ve suda eriyen bir vitamindir.

Yararları

Depresyonla savaşmakta olan faydasının yanı sıra mide bağırsak sisteminin normal çalışmasına yardımcı olur; kolesterol, D vitamini, kırmızı kan hücreleri ve antikorların üretimi için gereklidir. Normal büyüme ve gelişmeyi destekler. Yiyeceklerin enerjiye dönüştürülmesine yardım eder. Birçok vücut materyalinin sentezine yardımcı olur. Böbrek üstü bezinin fonksiyonunu destekler, Enerji metabolizmasında gereklidir. Çeşitli böbrek üstü bezi hormonları, steroidler ve kortizonun oluşumunda hayati rol oynadığı için antistres vitamini olarak da tanımlanır. Ayrıca şunlara iyi gelir: yara iyileşmesi, stress, depresyon, alerji, alkolizm, karaciğer sirozu, kabızlık, yorgunluk, mide ülserleri, osteoartrit, romatoid artrit.

Hangi besinlerde bulunur?

Dana eti, karaciğer, balık, tavuk, yumurta, peynir, fasülye, tüm tahıllar, hububatlar, karnıbahar, bezelye, avakado, patates, mısır, kuru yemişler de bolca bulunur.

Günlük ihtiyacınız nedir?

Günlük alınması gereken sabit miktar:10-1000 mg dır.
Alınması gereken en az günlük miktarlar (yaşlara göre)
0-6 aylık 2mg/gün
6 ay-3 yaş 3mg/gün
4-6 yaş 3-4mg/gün
7-9 yaş 4-5mg/gün
10 yaş ve üstü 4-10 mg/gün dür.

Hamilelik ve emzirmede gereksinim 1/3 oranında artabilir.
Genellikle bu miktarlar günlük besinlerle fazlası ile karşılanır.

Eksikliği nelere yol açar?

Doğrudan B5 vitamini eksikliğine bağlı insanlarda oluşan hiçbir hastalık belirtilmemiştir. Bunun sebebi her türlü besinde bolca bulunmasıdır. Ancak B5 vitamini eksikliğine bağlı bazı belirtilerin oluşabileceği kanıtlanmasa da varsayılmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır: sinir harabiyetleri, solunum problemleri, cilt problemleri, artrit, alerji, doğumsal bozukluklar, zihinsel yorgunluk, baş ağrısı, uyku bozukluğu, kas spazmları, kramplar.

Fazlasının zararları

Günlük 10-20 gr gibi çok yüksek dozlarda alınması ile ishal ve su kaybı oluşabilir.

 


 

Güçlü bir bağışıklık sistemi için C vitamini

Yararları

C vitamininin başlıca rolü doku bağlarını tutan ana protein maddesi olan kollageni üretmek ve bağışıklık sistemi, sinir sistemi, hormonlar ve besinlerin emilimi fonksiyonlarına (E vitamini ve demir gibi) destek olmaktır. Göz merceği ve akciğer gibi yapılarda antioksidan olarak çalışır. C vitamini ayrıca antioksidan yapıda olan E vitaminine dönüşebilir. Yüksek dozda alınması halinde ne gibi yararlar getireceği yolunda çalışmalar sürmekle birlikte, beta karoten gibi, antioksidan etki nedeniyle, kanser, kalp-damar hastalıkları ve katarakta yakalanma ihtimalini azalttığı belirlenmiştir. Ayrıca, soğuk algınlığı gibi hastalıklara karşı da direnci arttırmaktadır.

Hangi besinlerde bulunur?

Turunçgillerde bol miktarda bulunur. Ayrıca muzda, taze sebzelerde, maydanozda, kabakta, soğanda, domateste, lahana, ıspanak, kıvırcık salata gibi yeşil yapraklı sebzelerde ve biberde bulunur.

Günlük ihtiyacınız nedir?

Kadınlarda ve erkeklerde her gün alınması gereken en az miktarı, 60 miligramdır. Sigara içenlerin en az 100 mg C vitamini almaları gerekir. Her gün taze sebze ve meyve, özellikle narenciye, lahana, ıspanak, kıvırcık salata gibi yeşil yapraklı sebzeler, yeşil biber yiyen kişiler, tavsiye edilen en düşük günlük dozun üzerinde C vitamini aldıklarından emin olabilirler. Günde 1 grama kadar güvenle alınabileceği belirlenmiştir.

Fazlasının zararları

Yüksek dozları sindirim sisteminde tahrişlere neden olabilir. Uzun süre yüksek dozda kullanılmasının, böbrek taşı ihtimalini arttırdığı da bilinmektedir.

 


 

Keskin gözler için A vitamini

A vitamini yağda eriyen vitaminlerdendir. Karaciğerde depolanan bu vitamin ısıya ve pişirmeye dayanıklıdır. Vitamin A miktarı "Retinol Equivalent" ile ölçülür.

Yararları

Sağlıklı deri ve saçlar için gereklidir. Diş, dişeti ve kemik gelişiminde önemli rol oynar. Normal görme ve gece görme de etkilidir. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Akciğer, mide, üriner sistem ve diğer organların koruyucu epitelinin düzeninde rol oynar. Kanser, damar sertliği ve katarakt gibi hastalıkları önlediği yolunda önemli bulgular elde edilmiştir. Bu vitamin ayrıca protein bileşimine katılır ve tümörlerde görülen hücrelerin kontrolsüz biçimde çoğalmasını önler. Yaşlılıkta etkinliği çok artan kolajenaz enziminin indirgeyici etkisini önlediği saptanmıştır.

Hangi besinlerde bulunur?

Sütte, yumurta sarısında, ton ve morina balıklarının karaciğer yağında (balık yağı) bulunur. Ayrıca tereyağı ve peynirde de bulunur. Havuç ve havuç benzeri sarı-turuncu renkli sebzelerde A vitamininin ön maddeleri vardır(alfa karoten). Sonradan A vitaminine dönüşecek olan Beta Karoten ve diğer karotenoidler ise yeşil yapraklı ve sarı sebzelerde ve tahıllarda bulunur.

Günlük ihtiyacınız nedir?

Yetişkin Erkeklerde Vitamin A gereksinimi 1000 Retinol eşdeğerinde, yetişkin kadınlarda ise 800 Retinol eşdeğerindedir.

Aşağıda bazı yiyecklerin içerdiği Retional miktarı verilmiştir.
6 gr karaciğer (Dana), 9124
1 servis kaşığı balıkyağı, 4080
1 büyük yumurta sarısı, 97
1 fincan süt, 76
1 orta boy patates 2487
1 orta boy havuç 2025

Eksikliği nelere yol açar?

A vitamini eksikliğinde gözde ve deride keratoz , kseroftalmi (göz akı ve kormeanın parlaklığını kaybederek kuruması), foliküler hiperkeratoz (bir deri hastalığı) ve gece körlüğü görülür. Bağışıklık sisteminin zayıflaması, enfeksiyonlara elverişli hale gelme, akne (sivilce) oluşumunda artış, yorgunluk, diş, dişeti ve kemiklerde deformiteler A vitamini eksikliğinin yol açabileceği diğer şeylerdir.

Fazlasının zararları

Yüksek miktarlarda alınması toksik reaksiyonlara (zehirlenme) neden olabilir. Fazla A vitamini alımı karaciğer bozuklukları, mide bulantısı ve kusma, saç dökülmesi (saçlar çabuk kopar), başağrısı, eklem ağrıları, dudak çatlamaları, saç kuruluğu, iştah kaybı, avuçlarda ve ayak tabanlarında ciltte sarı-kavuniçi renk değişikliğine neden olabilir.

Çocuklarda zehirlenme 300000 Retinol eşdeğerindeki A vitamini alımıyla oluşur. Yetişkinler de ise genellikle günde 100000 Retinol eşdeğerindeki A vitamininin aylar boyu alınması ile oluşur. 

 


Kalp-damar sağlığı ve kanserden korunmak için E vitamini

İnsanda karaciğerin yanı sıra yağlı dokularda, böbrekte, kalpte, kaslarda ve böbrek üstü bezi kabuğunda depolanır. A vitamini, doymamış yağ asitleri ve C vitamini gibi maddelerin oksidasyonunu önleyerek antioksidan özellik gösterir. Isıya ve pişirmeye karşı dayanıklıdır.

Yararları

En iyi antioksidandır. Serbest radikallerin oluşmasını engelleyerek kanser gibi dejeneratif hastalıkların oluşmasını engeller. Hücre zarı ve taşıyıcı moleküllerin lipid kısmını stabilize ederek hücreyi serbest radikaller, ağır metaller, zehirli bileşikler, ilaç ve radyasyonun zararlı etkilerinden korur. Bağışıklık sisteminin aktivitesi için gereklidir. Timus bezini ve alyuvarları korur. Virütik hastalıklara karşı bağışıklık sistemini geliştirir. Göz sağlığı için hayati önem taşır. Retina gelişimi için gereklidir. Serbest radikallerin katarakt yapıcı etkilerini önler.

Yaşlanmaya karşı koruyucudur.Serbest radikallerin dokular, deri ve kan damarlarında oluşturduğu dejenaratif etkiyi önler.Yaşlanmayla ortaya çıkan hafıza kayıplarını da önleyici etkisi vardır.

Hangi besinlerde bulunur?

Başta tahılllar olmak üzere yeşil sebzelerde bol miktarda bulunur. Bitkisel yağlar ve buğday tanesi en iyi kaynağıdır.

Ayçekirdeği, 1/4 fincan, 26,8 mg
Badem, 1/4 fincan, 12,7 mg
Buğday, 1/4 fincan, 12,8 mg
Çiçek yağı, 1 servis kaşığı, 7,9 mg
Yer fıstığı, 1/4 fincan, 4,9 mg
Mısırözü yağı, 1 sevis kaşığı, 4,8 mg
Soya yağı, 1 sevis kaşığı, 3,5 mg
Balık yağı, 1 sevis kaşığı, 3 mg
Istakoz, 6 gr, 2,3 mg
Salmon filet, 6 gr, 0,6 mg

Günlük ihtiyacınız nedir?

0-12 ay: 3-4 mg
1-7 yaş: 6-7 mg
11-18 yaş: 8 mg
18 yaş üstü:10 mg
Hamileler: 2 mg
Emzirenler: 3 mg

Eksikliği nelere yol açar?

E vitamini eksikliği ender görülür. Kansızlığa neden olabilir. E vitamini eksikliğinde kalp hastalıkları ve kanser riski artar. Çocuklarda hemolitik anemi ve göz bozuklukları, yetişkinlerde dengesiz yürüme, konsantrasyon bozukluğu, düşük tiroid hormonu seviyesi, sinir harabiyeti, uyuşukluk, anemi, bağışıklık sisteminde zayıflama görülebilir.

Çocuklardaki eksikliği

Metabolik hızın çok arttığı okul ve ergenlik çağında zararlı maddeleri temizleyici etkisi vardır. Eksikliğinde hemolitik anemi, ödemler (vücutta sıvı toplanmasına bağlı şişlikler) görülebilir.

 

 
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/12/2006 - kendine gel derin adam

Kategori: tavsiyeler

 

 

Adı: Kendine Gel Derin Adam Yazarı: Ömer Sevinçgül

 

 İmana ram olan ilim nur olur!

 

 Allah’tan kaçanlar doğaya sığındılar. Padişaha başkaldırıp, cellâttan yardım uman suçlunun mantığı. Ustayı inkâr için, esere usta demek izahın değil, kaçışın ifadesi.

 

 Karaların neyi nasıl yaptığını izlemekle zaman kaybetmeyelim. Bu izlemenin en kötü etkilerinden biri zaman ve güç kaybı, biri de moralimizde yapacağı olumsuz etkidir.

 

 Faaliyetlerimizin en mühim taşıyıcısı olan “şevk”imizi korumak ve artırmak zorundayız. Bu sebeple biz yalnız kendi işimizle meşgul olmalı, başarılarımızı gördükçe daha büyük hamleler için şevk kazanmalıyız.

 

 İnsanların etkilenmeleri, beyaza yönelmeleri için bütün sebeplere teşebbüs edelim, ama bunları yaparken hidayetin Allah’tan olduğunu da hiç mi hiç unutmayalım.

 

 Eski hal muhal, ya yeni hal ya izmihlal!

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/12/2006 - mükemmel sağlık

Kategori: tavsiyeler

 

 

Adı: Mükemmel Sağlık Yazarı: Dr.Recai Yahyaoğlu

 

 Düşüncelerinizin çekim gücü vardır. Neyi düşünürseniz onu kendinize doğru çekersiniz. Bir süre sonra hedef ve isteklerinizle ilgili tüm araçlar size akmaya başlar.

 

 Geleceğimizi şekillendirmemiz, hep daha iyi olacağı düşüncesi be beklentisiyle mümkün hale gelir.

 

 Mutlu ve huzurlu bir yaşam sunacak sonuç resmine ulaşabilmemiz, ancak kendimiz ve geleceğimizle ilgili olarak hazırladığımız projemizle gün yüzüne çıkar.

 

 Sonuçtan ne kadar eminseniz, o kadarına layık görüleceksiniz.

 

 Mizah ve abartı, zihnin işleyiş mekanizmalarındaki kurumların temizlenmesini sağlar.

 

 Asıl teşekkür, daha istediğimiz şey gerçekleşmeden, bizim onun gerçekleşeceğine inanarak yaptığımız teşekkürdür.

 

 Hayal gücümüzü kullanarak kendimize yaptığımız telkin, muhteşem bir etkinliğe sahiptir.

 

 Hayalimizi düzenleyiş biçimimiz, hayatımızı tanımlayış ve yaşayış biçimimizi belirler.

 

 inancın gücü çalışmaya başladığında bu güç, bir sarmal gibi büyüyerek bizi önceden hiç ulaşamayacağımızı sandığımız hedeflere doğru yolculuğa çıkarır. Hayatın gerçek amacı, artık soylu ve nezih yaşam serüvenleri peşinde koşmak haline dönüşür.

 

 enerji denizinden olumlu yönde istifade edebilmeniz için onun farkında olmanız gerekmektedir.

 

 şifa çok hızlı ve aniden gelişebilir. Bunun için ilk ve belki en önemli şart iyileşmeyi şiddetlice istemektir.

 

 yaşam, istemeyene verilmez. Nasıl istenilmesi gerektiğini bilmeyene de cimri davranır.

 

 ağzımızdan çıkan her söz, bizim kendi gerçeğimiz haline dönüşür.

 

 “ey insanlar! Şüphesiz ki dünyada insanlara iman ve sağlıktan daha kıymetli bir şey verilmemiştir. Böyle olunca, yüce Allah’tan bunları isteyiniz.” (hadis)

 

 “seyahat ediniz ki sıhhat bulasınız” (hadis)

 

 “ey insanlar! Tedavi olunuz! Çünkü yüce Allah, şifasını vermediği hiçbir hastalık yaratmamıştır” (hadis)

 

 “ey Rabbim! Üzüntü ve kederin çokluğundan, sağlığımın bozulmasından sana sığınırım.“ (hadis)

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/12/2006 - hacet namazı ve duası

 

Hâcet Namazı ve Duası

Hacet namazı ile alâkalı iki rivayet vardır: İkisini de teferruatıyla arzetmeye çalışalım:

1) Abdest alınır. İki rekat namaz kılınır, namazdan sonra Allah’a hamd u sena tesbihat ve takdisatta bulunulur. “Subhanallahi ve bihamdihi Subhanallahil azim” gibi.

Daha sonra makbul bir dua olan Peygamber Efendimiz’e (sav) bol bol salat u selam getirilir ve şu dua okunur:

 

 "La ilâhe illallâhul halîmul kerim subhanallâhi Rabbil arşil azîm. Elhamdulillahi Rabbil âlemîn. Es'eluke mûcibâti rahmetike ve azaime mağfiretike vel ismete min külli zenbin vel ganimete min külli birrin vesselâmete min külli ismin lâ teda’lî zenben illâ ğafertehu velâ hemmen illa ferrectehû velâ hâceten hiye leke rıdan illâ gazaytehâ yâ Erhamerrahimîn. Allahumme ente tahkumu beyne ibâdike fîmâ kânû fîhi yahtelifûn. La ilâhe illallâhul aliyyul azîm. Lâ ilâhe illallâhul halîmul kerîm Subhâne rabbis semâvâtis-seb'i ve Rabbilarşil azîm. Elhamdulillahi Rabbil alemin. Allâhümme kâşîfe'l-gammi müferrice'l-hemmi mücîbe da’veti'l-muztarrîne izâ deavke. Rahmâne'd-dünya ve'l-âhireti ve rahîmehuma ferhamni fi hâceti hâzihî bi kadâihâ ve necâhihâ rahmeten tuğnîni biha an rahmeti men sivak.”

 

Bu duanın akabinde şu dua okunur:

“Allahummehfeznâ vahfaz ümmete Muhammed fi enhâil âlemi min külli şerrin ve darr. Allâhümme aleyke bi a’dâike ve a’dâina ve a’dâiddîn. Allahümme şettit şemlehum ve ferrik cem’ahum ve mezzikhum külle mümezzak. Vec’al be’sehum beynehum.”

 

2) Her iki rekatta selam verilmek suretiyle 12 rekat namaz kılınır. 12. rekatta teşehhütten sonra selam vermeden önce Allah’a hamdu sena, Peygamberimiz’e (sav) salat u selam getirilir. Sonra tekbir alınarak secdeye gidilir. Secdede 7 defa Fatiha, 7 defa Ayet’el Kürsi, 7 defa İhlas Suresi, 10 defa da:

"La ilahe illallâhu vahdehu la şerikeleh. Lehul mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şeyin kadir.” duası ve müteakiben şu dua okunur:

“Allâhumme innî es’eluke mekâidel izzi min arşike ve münteharrahmeti min kitâbike ve’smike'l-a’zami ve ceddike'l-a’la ve kelimâtike’t-tâmmeti.”

 

Bu duanın peşinden de esas hacet ile ilgili şu dua okunur:

“Allâhummehfeznâ vahfaz ümmete Muhammed fi enhâil âlemi min külli şerrin ve darr. Allâhümme aleyke bi a’dâike ve a’dâinâ ve a’daiddîn. Allahümme şettit şemlehum ve ferrik cem’ahum ve mezzikhum külle mümezzak. Vec’al be’sehum beynehum.”

Bütün bu dualar okunduktan sonra baş secdeden kaldırılır ve selam verilir.

 

Bu hacet namazı ve duasına 40 gün devam edilmeli.
 
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/12/2006 - öylesine değil

Kategori: alintilar

 

 

Sen çalış; tutmazsa âlem sıkılsın!
Yardıma koşmayan kalem sıkılsın!

Kanatlan üveykim hele kanatlan;
Sana yol vermeyen rüzgâr sıkılsın!

Akıncımız akıp gitti dönmedi,
Gitmeyip kaçan firari sıkılsın!

Millet ruhu beklenmezdi devrildi,
İmdada koşmayan kollar sıkılsın!

Mimarlar çekilip gittiler çoktan,
Çıraklık bilmeyen kullar sıkılsın!

Var olup boy attı “bâtıl” bir yoktan,
Şimdi revaç gören yalan sıkılsın!

Ey canını fedâya and içmiş baş!
Sen çek git yoluna kalan sıkılsın!

 

 

Akıllı bir insan, çevresiyle münasebetleri bozulduğunda, onlarla arasındaki hoşnutsuzluğu çarçabuk giderip, dostluğunu yenilemesini bilen insandır. Bundan daha akıllısı da, titizlik gösterip, dostlarıyla hiçbir zaman uyumsuzluğa düşmeyen kimsedir.

 

Gerçek dostluk ve kardeşlik, dost ve kardeşlerin dünyevî durumlarının parlak olmadığı günlerde dahi, onlarla münasebetini devam ettirdiği nispette belli olur. Kötü günlerde ve tehlike anında dostlarının yanında bulunmayan birinin, dostlukla alâkası yoktur.

Sen kendini aziz tutarsan, başkaları da aziz bilir!

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/12/2006 - dua(ahmed kurucan'dan)

Kategori: alintilar

 

Allahım!


"Kimsesiz kimse yok, herkesin var kimsesi,
Kimsesiz kaldım medet ey, kimsesizler kimsesi"

Güç ve kuvvet ancak kendisine has olan yüce ve büyük Allahım! Mahlukatın adedince, Zatının rızası, arşının ağırlığı ve kelimelerinin mürekkebince Hz. Muhammet (sas) ve O'nun ehli ve ashabı üzerine salat eyle.

Ey Merhametlilerin en merhametlisi! Bela ve musibetlerin sağanak sağanak üzerimize yağdığı, ardı arkası kesilmeyen depremlerle inim inim inleyip çaresiz kaldığımız şu günlerde, çaresizlerin yegane çaresi Sensin deyip Sana yalvarıyor, halimizi Sana arz ediyoruz. Celalinden cemaline, kahrından lütfuna sığınıyoruz. Bizim Rabbimiz Sensin. Sen, bizleri semavi ve arzi musibetlerin eline teslim etmeyecek kadar merhametlisin. Bizleri her türlü kötülüklerden muhafaza buyur!

Allahım! Senin af ve mağfiretinin dairesi, bizi bela ve musibetlerden uzak tutacak kadar geniştir. Bize rahmetinle muamele buyur Allahım! Gazabından bizi emin kıl Rabbim.

Allahım! Sen'den dünya ve ahirette af ve afiyet diliyoruz. Her türlü semavi ve arzi afet ve belaları üzerimizden uzaklaştırmanı istiyoruz.

Allahım! Bilerek veya bilmeyerek işlediğimiz hatalarımızı, günahlarımızı bağışla. Bizlere merhamet buyur. Şüphesiz Sen merhametlilerin en merhametlisisin.

Allahım! Kalb katılığından, gafletten, dalaletten, zilletten, miskinlikten, küfürden, fısktan, nankörlükten, riyadan, sadece Sana sığınırız. Sen bizleri koru. Güç yetiremeyeceğimiz bela, fitne ve musibetlerle bizi imtihan eyleme Allahım!

Allahım! Fayda vermeyen ilimden, ürpermeyen kalpten, doyma bilmeyen nefisten, yaşarmayan gözden ve icabet edilmeyen duadan sana sığınırız. Bildiğimiz ve bilmediğimiz şeylerin şerrinden Sen bizleri koru Allahım!

Allahım! İhsan buyurduğun nimetlerini geri almandan, azabının ansızın gelip çatmasından, gazabına sebep olacak şeylerden Sana sığınırız.Bizlere yol göster Allahım!

Allahım! Sana itaat edilir, Sen karşılığını verirsin; Sana isyan edilir, Sen bağışlar ve af edersin, darda kalanlara icabet eder, zararı, sıkıntıyı ortadan kaldırıp, hastalara şifa, dertlilere deva verir, günahları bağışlar, tövbeleri kabul edersin. Sen bizlerin dualarını kabul buyur Allahım!

Allahım! Enkaz altında kalarak, yukarıdan aşağıya yuvarlanarak, suda boğularak ve yanarak ölmekten Sana sığınırız. Sen ölümlerin en güzeli ile bizi huzuruna al Allahım! Ölümümüzü her türlü şerden kurtulup rahata erme vesilesi yap Ya Rabbi! Allahım! Bizleri Sen'i çok zikreden, Sana çok şükreden, Sen'den çok korkan, Sana çok itaat eden, Sana karşı saygı ile dopdolu olan, ahu efgan edip dua dua yalvaran ve durmadan Sana teveccüh eden kullarından eyle.

Allahım! Acizlikten, üzüntüden, tasa ve kederden, korkaklıktan, başımıza gelenlerden dolayı başkalarının sevinmesinden, kabir azabından, cehennem ateşinden Sana sığınırız. Bizleri kötülüklerin ve kötülerin şerrinden emin eyle.

Allahım! Bizleri verdiğin nimetlerin bereketinden mahrum etme, vermediğin şeylerle de imtihan etme.

Allahım! Sen'den Senin bizi sevmeni, Senin sevdiklerinin sevgisini, bizi Senin sevgine yaklaştıracak amellerin sevgisini, tertemiz bir hayatı, dosdoğru bir ölümü, huzurunda bizi rezil etmeyen, ayıpların sayılıp dökülmediği bir haşr ü neşr istiyoruz.

Allahım! Nimetlerini artır, eksiltme; bizi yücelt, hor ve hakir eyleme, bize lütuflarda bulun, mahrum etme, bizden razı ol. Ey merhametlilerin en Merhametlisi!

Ya Rabbi. Bizleri yaşadığımız müddetçe dinin üzerine sabit kadem kıl, mizanımızı ağır tut, imanımızı tahkiki iman eyle, katındaki derecemizi yücelt, amellerimizi kabul et Allahım!

Allahım! Senin her şeye gücün yeter. Yegane güç ve kuvvet Senin elindedir. Bize acı, bize merhamet ve yardım et Allahım!

Allahım! Depremde ölenlerimizi şehit eyle, şefaat ehlinin şefaatine nail olan kullarından eyle, zayi olan maddi varlıklarımızı sadaka olarak kabul et. Ülkemize birlik ve dirlik ver. Bizleri bir daha böylesi külli ve büyük felaketlerle imtihan etme.

Amin! Amin! Sümme Amin!

AHMED KURUCAN

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda


iman hem nurdur, hem kuvvettir... hakiki imanı elde eden adam kainata meydan okuyabilir...

Kur'an Hatim Programı

кℓιρℓє